5 Haziran 2014 Perşembe

Unutmamak adına bir yazı

Blog yazmaya başladığım zamanları düşünüyorum ara sıra.. O zamanlar Hürriyet'in Agora diye online bir gazetesi vardı hatta ilk gazete blogu bana göre.. Agora'ya yazıyordum sonra ne olduysa oldu Agora kapandı. Sonra blogger ile tanıştım.
İlk zamanlar ne yazacağımı bilmiyordum. Ben bloglama mantığını anlamamıştım belki de. Hangi bloga baksam marifetli kadınlar, becerikli anneler, moda guruları, güzellik sırları, yemek tarfileri, kendin yapçılar, fotoğrafçılar, bugün ne giydimciler, okuyucuları olan sosyal seda s.yanlar, kombinciler daha neler neler. Tıpkı çocukluğumda içimi şişiren, cevabını yıllarca aradığım o soru gibi "Büyüyünce ne olacaksın?". Benim yazdığım blog da ne olacaktı acaba?
Blog adını bile kimsenin yıllarca asırlarca düşünse bulamayacağı bir isimden seçmiştim, sedenlareina. Bunu bulmak için beni bizzat tanımak gerekiyordu:)
Mahremi mahrem, özeli özel, hayırı hayır biri olmak çok zor. Email adresini bile söylemeyenlerden kim kaldı? Blog benim klavye vuruşlarım için beyaz bir sayfa gibiydi, ben öyle algılamıştım.
Az evvel saydıklarımın hiçbiri olamayacak bir tipim ben, nevi şahsına münhasır. Şunu yaptım diye anlatmaya üşenecek, çekil kenara ben yapayım sen de bakarken öğren, diyenlerden. Öyleyse bloglamak içimden geldiğince olsun dedim. Aklıma ne gelirse onu yazayım, birşey aklıma geliyorsa ben ondan etkilendim demektir. Böylece su yolunu bulur.
Bazen komiklik, bazen şarkı sözü, bazen bir kitap, bazen bir dergi, film, seyahat, alışveriş benim her sabah aynaya baktığımda gördüğüm binlerce kadından biri. Ne zor her sabah başka biri olarak uyanmak:)
2008'den beri blogluyorum, uzun zamandır uzun aralıklarla olsa bile aklıma hep birşeyler yazmak düşüyor. Sonra üzerinden zaman geçip soğuyor öylece kalıyor. Fakat bloglamayı yavaşlatan en temel sebep neydi biliyor musun? "Yasak". Bir vakit kapatılmıştı bloglar, youtube gibi, twitter gibi, ot ve bok gibi. Bloguma dokunma vardı, aylarca açılmayan kararmış bloglar. Memleketin bir huyu var arkadaş yasaklamak.
İnternet neden var hiç düşünüyor musun? Kolay ulaşmak için bence. Ekranı açınca elinin altında uçsuz ve hergün sınırları 100 kat genişleyen bir dünya var. Herşeye ulaşıyorsun oturduğun yerden. Bilgi, yemek, haber, alışveriş, seyahat, finans bunlar birkaçı... Neyi yasaklamak bu? Kimin hakkını kimden almak, el koymak kafana göre. İşte o ara bir soğuduk bloglamakla. Sonra bir kaç defa üst üste olunca ben unuttum mesela okuduğum blogları. Sonra bir furya herkes blogdan ünlü oldu, blogladığını meslekleştirdi. "Blogger" bir meslek erbabına söylenir oldu.
Çok garip yollardan geçiyoruz çok kısa zamanda ve bu cümleyi yazarken anneannemden yaşlı hissediyorum. İlerliyor muyuz, geriliyor muyuz hiç bilmiyorum ama bi kaynıyoruz birkaç yıldır. Rahatsızlık veriyor insana, hergün bir muammaya uyanmak da kolay değil. Ruh ve siniri denge de tutmanın savaşı bu. İşte o yasaklananlar da yasağıyla unutulup gidiyor tabi. Çünkü felaketler kaşıkla değil adeta kepçeyle.
Sanki hep burada kalıp aynı yerde sayacak gibi bazen de birden güzelleşecek gibi. Deli deli hisler.. Bloglamaya başladığım ilk gün aklımda bu nevi bir yazı da yoktu. O da sonradan oldu. Demek daha neler olacak sonumuz hayır olsun...
Demem o ki bu işin başını da sonunu da unutmamak lazım.

1 yorum:

Hopelovefunetc dedi ki...

Blogu sadece kendine özel bir alan olarak düşünüp yazmak, sadece içinden geleni yazmak, bunu bir iş olarak düşünmemek önemli bence.Samimi kalıyor yazılanlar.Sanki.

Yasaklanmayı bile engelleyecek kadar özgür bir alan internet.Bir arka kapı hep var:)

Sevgiler..