16 Mart 2014 Pazar

"Bağzı şeyler"

Bloglamak ne kadar azaldı hayatımda...
Dün de tatillemek ne kadar azaldı hayatımda diye düşündüm, üzülmedim, çok sevindim.

Fakat bloglamak adına aynı şeyleri söyleyemiyorum çünkü bloglamak yerine daha güzel şeylerin geçmesiyle azalmadı. Tam tersine bloglamak benim günlüğüm gibiydi, yazılı olarak düşünmek, geçmişle sanal, gelecekle sanallaşmak gibi birşey...
İlk bloglamaya başladığım günden itibaren bloglamalarım hayatımın dalgalarıyla haraketlendi azaldı çoğaldı ama hiç durmadı. Çünkü durduracak yada engel olacak birşey olmadı. Şimdi en büyük engel değişen düşüncelerim. Klavye ile aramda daha farklı bir düşünsel küprü oluşuyor. Her harf tıpkı çocukken oynadığımız ruh çağırma oyunu gibi.. Yazılmak istenen kelimelerin aracı olsun diye parmaklarını bırak, diyor klavye...

Oysa kendimi anlatacak egoist blogum içinde nadiren bahsettiğim şeyler vardı şimdi öyle değil... Geçen ilkbaharın sonundan beri çok şey değişti, durmadan değişiyor, hayat değil bu bir gidişat.. Bizi ve hayatımızı ele geçirmeye, yönetmeye ve yönlendirmeye uğraşımın bir parçası... Oysa Kadıköy - Beşiktaş vapuruna ne güzel insanlar biner, ne güzel iner gülerek, elele tutuşarak... Söyleyecek ne güzel sözleri, harika düşünceleri olan insanlar..

"Bağzı şeyler" çok zor, çok değişik, çok korkunç ama çok zorunlu, çok sesli ama seslere direnmeli, çok erken hatta bir o kadar geç, çok fazla ama bu kadarı da yetti..

Diyete başladım ekmek yemiyorum, ekmeği ağzına koyup, çipneyip, yutabilenle de görüşmüyorum.


Hiç yorum yok: