22 Aralık 2013 Pazar

Bu bir yeniyıl- eskiyıla veda yazısıdır

Hoşçakal 2013, seni sana gömdüklerimle uğurluyorum.
Bana yeniyılı yanında yeni yaşı ve gelecek güzel yaşları getirirken, beni sınadığını hiç unutmuyorum.
30 yaş tünelinde karanlık bir yolculuğa çıktığımı, günler, aylar ve zaman içinde kabul etmeyi, sabretmeyi, anlamayı, gücenmemeyi öğrettiğini beni nakış gibi işleyerek birşeylere hazırladığını biliyorum.

Teraziyi daha iyi kullanıyorum artık, belki de dengeyi yakalıyorum bazen.. Bana "durmayı" içimdeki bütün fırtınaları, gökgürültülerini, tufanları, isyan & feryatları bir kelime de bastırma becerisini kattığını biliyorum. İnanmayı, sonuna kadar inanmayı & böylece herşeyi değiştirebilmeyi birlikte çıktığımız 3le başlayan tünel de kabul ettirmen ne hoş.

Bazı şeyleri umursamıyorum bazen, kendimi anlıyorum, bu geçişleri, piste yumuşak inişleri kırılmamayı anlıyorum. Küçük dünyaların aslında büyük dünyalardan ne kadar zengin olduğunu biliyorum.
İnsan yaşıyorsa isyanı bitmez, üzülmesi bitmez, ihtiyacı, arzusu, açlığı bitmez & yaşarken insan bunları bilmez, ben biliyorum.. Sen öğrettin, giden her eski yıla, giden her yaşta & yeni gelen her yaşta yalnız başına karanlık bir kuyuda yolculuk biterken aslında bir halt olmadığını, bu savaşın her iki tarafının da aynı taraf olduğunu, "huzuru & barışı" kendi içimde bulamadıkça eriyip gidecek en güzel şeyleri de en kötü şeyleri de yaşarken herbirinin kelimesi ifadesiz birer mucize olduğunu, ince bir sanat gibi işledin içime.

Hoşçakal demek ne kolay. Kolay kelimeler, kolay ağzıdan çıkan her söz, kolay herşeyi düşünebilmek çok ama çok kolay, giydirmek kisveyi, uydurmak kılıfı oysa en zoru bunları neden yaptığını & bir daha yapmamak için ne yapmak gerektiğini bilmek, ne zor.

Benim için hayatın en sevdiğim zamanları yeniyıl, toprağımın, kökümün buralar, zamanımın bu zaman olup olmadığını sorguladığım zamanlardan.. Ben onlara uymuyorsam onlar bana uyacak dediğim & dediğimi yaptığım zamanlar. Zamanla herşey geçiyor da huy çıkmıyor işte. Olduğu gibi kabul etmek & olduğun gibi kabul edilmek. Oysa en sevdiğimiz şey cezalandırmak, küsüp gitmek ne kolay, küskünlüğü de her kavgayı da tatlıya bağlayabilmek ne zor. Zor gününde yanında olabilmek için geriye birşey bırakmak ne zor. Tabularını, inatlarını geçmek ne zor. Önce kendini sınavdan geçirmek ne zor.

Ruh mutluysa saçı beyazlamıyor insanın, gönül rahatsa yüzüne çizgiler de gömülmüyor, kafası karışık değilse hayatı da karışmıyor. Bunu öğrenmek için büyük olaylara gerek yok bunu da asla kimse bilmiyor. İçinden gülen bir insanın içi asla kirlenmiyor, etrafında gülen insanlarla büyürse bir bebek, hayat onun için gülümsenecek kadar mutlu & kolay geçiyor. 2 insan yola çıkarken bundan hep eksik kalıyor. 2. insanı aramak gerekmiyor, 1 insan da 1 başına çok şeye yetebiliyor.

2013 seni burada uğurlarken üzgün değilim, mutluyum ama benden 1 yılı daha aldığın için biraz telaşlıyım galiba. 1 yıl demek kimbilir ben nelerini hatırlamıyorum, nelerini de unutmayacağım (unutmayacağız). Benim şifreli cümlelerimden senin payına kısaca düşen hoşçakalı kabul et. Sana 1 yıl boyu ikram ettiğim her gülümsemeyi & her gözyaşımı kenarımda huzurla saklayabilmem için var gücümle inanadığım 2014 için açıl şöyle & sevgiyle kal.

Hiç yorum yok: