1 Nisan 2013 Pazartesi

Merhaba Gece!

Uzun bir yolculuk & uzun arası...
Yolculuk sebebim, gidişim, dönüşüm..
Geçmişim, şimdim, geleceğim...

Burada hala çok ileir bir gelecğein gerisindey-z!

Ne kadar kötü...

Seyahatten sonra kafam çok karışık yeni ve radikal kararların eşiğindeyim.

Sesim çıkmıyor çünkü kendi içinde bir gürültü var ki kendi sesimi duyamıyorum.

Neleri kaçırıyorsun burada bir bilsen!!!

Bir yere gittim mi en sevdiğim şeydir o an için bile olsa oralı olmak. Trene binerim, metroya binerim, markete giderim sanki akşam eve götürülecekler listem varmış gibi.
Kendimi buradan oraya taşımam nasılsa döneceğim ve döndüğümde ben ısrar da etsem karşı da çıksam kaldığım yerden yakalayacak beni.
Kısacık bile olsa oralı olmak bir bahane bulup oralılar gibi koşturmak onlar gibi gülmek alışmaya çalışmak. İşte o zaman nasıl bir geleceğin gerisinde olduğunu anlıyor insan.

O gün saçıma özel bir özen göstermeme gerek yok, benim zaten herkesten farklı bir saçım var. Tercihini yıllar önce yapıp aynada kendimi o şekil benimsediğim ve değiştirmeyi düşünsem bile asla yapmadığım bir bağımlılığım belimde saçım.
Rosalarımın üzerine birşey sürmem gerekmiyor, sabah gözümü açtığımda gördüğüm insanlardan bunu saklamıyorsam sokakta gördüklerimi asla ilgilendirmez, benim rosalarım var.
Kaşımda yıllardır barışamadığım bir dikiş izi var, operasyon yaptırmadım ama çeşitli sihirbazlıklarla hemen hergün kapatıyorum. Barışmadım ama yok etmedim de. Ne yazık ki benimle çürüyecek.
Kusurlarımın hepsini biliyorum ama benim kusurlarım dediklerim orada sokakata yürürken bir başkasının "kusursuzluğu".
İşte bunu seviyorum.

Çok üzgünüm ahali yolda yürürken kimse sizin gibi nefretle süzmüyor, kimse kimseden nefret etmiyor! Beğeniyorsa yüreklilikle beğendim diyor, beğenmedim diyor geçiyor öteye. Ya sen?

Özgür değilim.
Ruhumu özgür bırakmaya çalışıyorum, bırakıyorum kendi kararlarını alsın, ne istiyorsa hissetsin bunun için dünyada öyle değil mi?
Ama hayır sayende ayşe,fatma,nuri, veli.. her kimsen işte sayende ne sen ne de ben özgürüz.
Neden?

Hepimizi bir yere tıkmışlar, yani burası, hepimiz cezalıyız ve diğerini de cezamızla cezalandırıyoruz Neden?

Müdahele istemiyorum çok mu?

Beni sevmiyorsan muahatap olma çok mu?

İsteme istemiyorsan nedir?

Yuttuğum lokmaya, cebime koyduğum her kuruşa, üstüme giydiğim kumaş parçalarına kadar sana dokunuyor Neden?

Gittim geldim ve "Neden"lerim arttı.
Bir kere daha yalnız olmayı ne çok özlediğimi fark ettim.
İnsan en doğru kararlarını yalnız ve sakinken alıyor.
Burada yalnız olduğumuz 1 dakika yok.
Hayatın da sakinse onu ille de bir tufana çevirmek için sırada bekleyenler ne çok.

Kimse "orda da var" demesin.
Orda herkesin bir işi var burda herkesin işi "öteki".


Gece gece daha da sessizliğe karar vermiştim ama anlıyorum ki değişmeyeceğiz bu halimize kazık çakmışız. Parayla açılan kapıları ödülümüz sanarak, onu bunu kopyalayarak birşey yapmış gibi görünmeyi, üstün tembelliği, kazık ve küreği adet edinmişiz.

Çenemi tutacaktım ama kısmet değilmiş.

İşini gerçekten iyi yapan insanlar bunu anlatma gereği duymuyor. Adını bilmediğimiz ama işini muhteşem yapan ve o kadar da, senin beklediğin kadar "şaşalı" görünmeyen sıradan insanlar var.
Ben onları seviyorum.
Onlar mutlu oluyor.
Önce kendi halinde mutlu olmayı bilmek gerekiyor.
Elindekileri kullanarak mutlu olmayı bilmek.

Kendi başına oyun oynamayan çocuk...
Birgün hiç susmadan yazacağım çünkü yazarken şimdi buna bu şuna o alınır mı diye de düşünüyorum. Ben yazdıklarıma alınırlar mı derken onlar ne yaptıklarına ne söylediklerine alınan olur mu düşünmezken benim ne haddimeyse:)


Merhaba Gece, kısa ve çok sorular...
Gittim geldim yine "Neden"lerim çoğaldı.


4 yorum:

Adsız dedi ki...

Gidip gelip durduğun yeri sevdim çünkü benim sevdiğim Sed'in hep nedenleri vardı zaten..

Neslihan

Tanya's dedi ki...

Gelsene!

SED dedi ki...

Neslihan,

:) sormadan duramıyorum işte ille de bir "Neden"İ vardır öyle değil mi:)

SED dedi ki...

Tanya,

:))))
:)
:))))))
:):)
:)