16 Şubat 2013 Cumartesi

tuhaf olan insan mı? hayat mı?

tuhafsın hayat kabul et.
elini bırakınca yürümeyi, seleyi bırakınca bisikleti sürmeyi öğretiyorsun.. sanki zorla!
birine alışmak da o alışkanlığını kaybetmek kadar kolay
birine alışmak da onu kaybetmek de bazen koşulsuz çok zor.
cilve midir naz mıdır bilinmez ama kaprisçi sevgiliyi geçiyorsun,
kafamı sana sebep ne çok kurcalıyorsun.
ne zaman böyle yükselttim duvarları
sen bana ne çok şey öğretirken ben ne çok şeyden uzaklaştım
bizi sen mi yalnızlaştırıyorsun yoksa hep böyle tekil miydik kimbilir
ben hep tekildim, o sıfatı sevmedim ama belki de hep egoisttim
yada sığındım ikisine
kılıç kalkan gibi koluma dizdim kafamı kurtardım.
seni kötü bilmem doğruyu konuşmak gerek
kötü deseler bir güzel yanını bulup çıkartırım
fakat herkes mi nefret varlığına
sana tutunmayı da kaybediyoruz işte sen öğretirken
güvensizlik hayata, insan değil sanki
sanki insanlara güveniyor da hayata güvenmiyor gibi
neden?
hakkında söyleyecek sözüm çok ama aslında hiç yok
çünkü tuhaflığınla seviyorum
benim felaket beklentilerim yok
en çok o beklentilerden vuruyor insan kendini
ne de olsa insanın kendinden başka düşmanı kendinden başka dostu yok.
bu 30lar bana iyi gelmedi, aynaya baktıkça o 30'larında ben çocuk,
tanıdığm bir kadına benzetir oldum kendimi
oysa ne onun ben, ne de benim o olmama imkan varken
inanıyorum birgün duracak
kuruyan su gibi
"kötü" dediğimiz ne varsa uçup gidecek
kiminin kötüsü birine iyiyse o kendi başka iyiler bulacak.
belki o zaman varlığına değer verecek herkes
o zaman mutluluğu da kabul edeceğiz mutsuzlukluk gibi.




Hiç yorum yok: