10 Şubat 2013 Pazar

bildiklerim sanalsa..

sokakta aç birileri varsa herşey hala sanal.

bu sıralar dikkatimi en çok çeken şey sanallık.
mesela internette gördüğüm insanlar sanki vergiden muhaflar, sanki onlar kira ödemiyor, eve geç kaldıklarında anneleriyle itişmior, kredi kartları onlara sınırsız ve geri ödemesiz :)
hastalık mikropları onlara bulaşmıyor, makyaj malzemeleri hiç bitmiyor böylece hiç çirkin görünmüyorlar, çoğu doğuştan manken gibi.
internette herkes marka ayakkabılar ve çantalar kullanıyor, popüler mekanlarda yiyor içiyor, en pahalı tatilleri yapıyor ve tabi ki en havalı ve en iyi işte ne kadar isterlerse o kadar maaş alarak çalışıyor.
herkesin havalı ve zengin arkadaşları var, jetset takılıyorlar hep, kutlamalar, partyler, çökmeyen gözaltları, şişmeyen kalçalar, dökülmeyen saçlar ama! bir resmin bir köşesinde ucuna çamur bulaşmış bir ayakkabı!

internette sanal hayatlarını başırıyla sürdüebilmeleri için galiba sokakta yürüyen insanlar bile sanal, onlar da onlara alkış tutuyor ve görev yerine getirirliyor.
televizyon da sabah şekerleri, sabah sultanları gibi uyuşrucular bitti sanırım bunlar başladı.

taksitle fotoğraf makinasını kapan herkesin fotoğrafçı olması gibi birşey, internet bağlantısı olanın jetset olması. mal gibi izleyenler var. bu sanallığa Ajda Pekkan muamelesi yapan var.
nerede kaçtı ipin ucu anlamadım.

bu ocak vergi ödeyen tek benmişim gibi hissediyorum, bu hafta htek asta olan,bir yakınını kaybeden, evine hırsız giren,  akşama ne pişireceğini bilmeyen tek benmişim sanki.
hergün işe giderken ışıklarda arabamın camına yatıp para isteyen adam da benim sanalım sanırım.
onu da ben kurguladım herhalde! gerçeklikten kopmamak için o da benim hayat simidim.
belki o olmasa bende jetset olacağım!
benden de vergi almayacaklar belki!
birden proporsiyonlarım dğeişecek hatta bir sabah sarışın mavi gözlü uyanacağım!

"budala" teorisi doğruymuş meğerse!
önüne ne koyarsan onu görgüsüzce emen ve o en sevmediğim ama şimdi inanadığım laf "içi doldurulmamış" doğruymuş!

git gide daha da salaklaşacağımız da doğru öyleyse, bu da yaşadığımız yerin bize katkısı olsa gerek.
sisteme bir şekil böyle uyuşuyoruz, içinde böyle varlık devam ediyor.
budalalık olmasa değişim olacak belki de...

bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir.


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgili SED, duygularımın tercümanı olmuşsun yine, bir blog sahibi değilim ama senin yazılarını takip ediyorum çünkü ben de yazsam herhalde böyle yazardım diyorum yoksa sanal alemdeki sürekli aşk böceği sevgi çiçeğiymiş gibi dolaşan ŞEKERLER(!) değil,sanki çoğunluk Stepford Kadınları,senin yazdıkların sahici geliyor bana...

Sevgiyle kal,

Neslihan

SED dedi ki...

Sevgili Neslihan,

keşke herkes değilse de birazı, en çok senin, birazcık benim kadar sahici olsa;)

daha eğlenceli olurduk:)

sevgiler kocaman
sed