21 Ocak 2013 Pazartesi

ıssız mı ezik mi?

yemiyorum işte o mutluluk ve bağlılık numaralarını.
hangi ilişki saf kalmış kalabilmiş yıl 2012.
anası bile evladını istediği gibi yönlendirebildiğine göre.
hayatta hiçbir bağ şu el kadar kedi ve sokakta bir kere yemek verdiğim için beni görünce yanıma gelip birlikte yürüyen köpeğin sadakati ve saflığının ötesine üzgünüm geçemez.
etrafıma baktığımda görebildiğim yegane şey insanların tuzakları ama biliyorum evrenin bir adaleti ve düzeni var.
ben de buna sonsuz inanıyorum.
biliyorum ki ben dahil hepimiz ödülünü ve cezasını göreceğiz.
işte bunun için içim rahat.
sadece bakıp geçiyorum.
gördüklerim benim de terazime, vicdanıma, aklıma, fikrime ışık oluyor.
kimseye güvenilmeyeceğini biliyorum.
duyduğum sözlerin yalan olduğunu biliyorum.
insanlar ağızlarını açarken, adımlarını atarken sadece menfaatleri doğrultusunda yapıyorlar hepsini biliyorum.
yazık ne kadar acınası.
çok iyi arkadaşlar, birbirine çok bağlı eşler, anasının kuzusu evlatlar...
ne kadar acınası..
kardeşin diye sesini çıkaramazsın, annen diye susarsın. kocan diye yutarsın...
sonra?
özgüvenden söz edince birileri tepeden tıranağa süzmeden olmuyor.
tepeden tırnağa gördüklerimle özgüven bağdaşmıyor.
bir arkadaşımın çok güzel bir lafı vardı, okumuş okumuş da ne yapmış?
yaşamış yaşamış da ne yapmış, söz dinlemiş dinlemiş de ne yapmış?
kusursuzluk aramıyorum ama saydamlık arıyorum hiç değilse.
hiç değilse saygı.
kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda.
bu kadar yalan içinde kimse kimsenin yüzüne böyle gülüp arkasını döndüğünde götünü dürtmek zorunda değil.
böylesi çok daha çirkin.
ya bir ananın bile evladına olan sevgisinin saflığına inanmıyorum.
ana bile evladını kendi isteklerine, kararlarına ve doğrularına çekiyor.
öyle büyütüyor öyle de uyuytuyor.
kendisinden kopmamak üzere, kendisine itaat üzerine, kendisini hep çok sevmek ve başkasını asla o kadar sevmemek üzerine.
"anne ben onu çok seviyorum" dediğin şey asla senin olmamıştır.
herşey arttıkça kirleniyor ya ortalık, beton yığını diyoruz hani, hani hiç yeşil kalmadı, denizler kirlendi diyoruz.
işte aynı öyle oldu insan yığını et, kemik, kas çöplüğü, insanın içinde yeşil kalmadı ve kirlendi.
bilmiyorum ki saf mıydı?
değildi herhalde pisliğe bu kadar çabuk ayak uydurabildiğine göre.
kendi ayakalrı üzerinde duran, kararlarından ve tercihlerinden kendileri sorumlu insanları seviyorum.
gerçekten gerisi ezik geliyor.
kendi parasını kazanamamak kadar ezik.
ıssız adam' izleyip ağlamayan kadınları sevdiğim gibi.
saygıyı bileni sevdiğim gibi seviyorum.


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Sed, ıssız adam tek bir hücremi bile harekete geçirememişti yazılarını okuyunca yaşasın yalnız değilim diyorum

Neslihan

SED dedi ki...

Sevgili Neslihan,

çok sevindim demek ben de yalnız değilim:)) çünkü hep öyle hissettriliyorum böyle düşündüğümü söyleyince:/