7 Ağustos 2012 Salı

Über Facts


Çimenlere serilen örtü, promosyon dağıtılan Banvit Sucuk, sıcak, bira ve nem!
Birden telefon çaldı, telefonla birlikte kalabalıktan uzak sessiz bir köşe de sohbet edildi.
Kalabalığın sayısı azaldıkça konu derinleşti.
Çapa "Uzun İlişkilere" takıldı!

Ben sanıyordum ki sadece erkekler kadınlara kelek yapıyor.
Ama çok sevindim kadınlar da erkeklere kelek atıyor.
Tam evlilik arefesinde "Hadi canım naş" diyeni de var!
Çok seviyorum o kadını yaaaa valla seviyorum.
Hayat dersini kime verdiğin önemli değil, birine dersi ver o da anlatsın böyle efsane gibi dolaşsın.
Ablaya alkış!
Terk edilen adamın serzenişi; ya benim kendi evim var, işim var, arabam var tamam işler biraz kötü ama  gidipi başkasıyla evlendikarı yaaa!

Hey hey yavaş yerler yaş:)

Kanka onun gibip başkasıyla evlenen ibnesi vardı sanıyorduk dün gece hep birlikte aydınlandık.
Kiraz bizi şokladı:)
Hep mi ıssızdı bu adamlar bak ıssız kiraz var, şirin var.

Seneler evvel bir arkadaşımın arkadaşı evlenmek üzereydi, birkaç bira sonrasında aslında tamamen eski sevgilisine inadından evlendiğini anlattı.
Ben ağzım açık dinledim.
"Kıza aşık değilim ama bundan iyisini bulamam eş olarak" dediğini hatırlıyorum.
Eski sevgilisi adamı tam evlilik arefesinde tepiklemiş ve gidip başkasıyla evlenmiş.
Bu akıllı da ona inat hem kendinin hem başkasının başını yaktı.
Evlendiği kızla tanıştığımda kafamda uçuşan yorumlara hakim olamamak hayatımın en büyük ayıplarındandır.
"Seni sevmiyo sEVMİYOOOooooo kaç kurtul hemen kaç, ya ne olur öyle saf saf gülümseme, eşim falan diyosun hoooo kızım uyan UYAAAANnn"
Çenemi tuttum bir daha görüşmedik:)

Hak edeni etmeyeni var doğru ama yapılmalı yahu.
Dövünerek arkadaşlarına anlatsınlar, korkunç kamp hikayeleri gibi dilden dile nesilden neslie yayılsın.
Böyle gecenin en karanlık saatinde konuşulsun.
Kimisi utansın, kimisi ders alsın, kimisi de bir daha yapmasın.

Keşke boşanmak olmasaydı.
O zaman defalarca test etme imkanı olurdu.
Arabanın bile test sürüşü var, evlilik çat diye yapılınca boşanma dosyasını, sol parmağına yüzük takar gibi alıyorsun koltuğunun altına.

İşte bunun için yolda yürürken el ele tutuşmuş, bir elinde çocuk ittiren, gövdeleri şaşırmış insanlara bakınca aklımda hep mutsuzluk beliriyor.
Sanki her an boşanacaklarmış gibi, sanki her an o çocuklar aynı anda annesiz babasız, akşam ailece oturmalı yemek sofrasız kalacaklar gibi.
Bavullarla yaşayacaklar, ömür boyunca sorgulayacaklar, hep defalarca düşünüp ama hiç bir sona varamayacaklar, hayatlarının yarı yalnızlıklarında hep sonsuz bir huzur bulacaklar gibi geliyor.




Hiç yorum yok: