10 Temmuz 2012 Salı

Eveeet yayına uzun bir ara verdikten sonra

sonra sıcaklar aldı başını yürüdü.
sıcaktan değil kıpırdamak düşünemez hale geldim.
Chedeliko Studio tam zamanlı gibi çalışıyor. gibi dedim çünkü sıcak saatler yüzünden açılış saatlerini ileri aldım!
şimdiler de tek derdim bir ASİSTAN!
sıcakların en eğlenceli kısmı kuş sesleri ve günün istediğin saatinde fotoğraf çekebilmek!
bir de sakalıklarım var, parmağıma iğne batırmak, parmağıma çıt çıt çakmak, parmağımı dikiş nakinasına tıkmak...
bir takım talihsizliklerim var mesela ikea'dan sezon başı aldığım muhteşem Chedeliko şemsiyem patladı yenisiyle dğeiştirdim ve yenisini sadece beyaz olduğu için beğenmediğim halde almak zorunda kaldım! ve tataaaaaa o da bozuldu!
ikea'da mı ben de mi paratonerlik bilemedim ama eski kare 2 kişilik bembeyaz şemsiyem yerine dana şemsiye hiç hoşuma gitmiyor.

son günler de sıcakalrın da etkisiyle kilo ve saç sıkıntım tavan yaptı!
bu sıcaklar da ikisi de yaramıyor ve yoruyor.
tepemde topuzla gezmekten çok sıkıldım:/
ama yapışıyorum ya kendime, saçıma, kıyafetlerime!

fakat yaz hergün başka renk göz kalemi, ruj ve mascaraya engel olamıyor!
her ne kadar oje sürme de formdan düşmüş olsam da (pazar günü yaklaşık 3 saat oje sürdüm!!!) makyaj da hala harikalar yaratabiliiyorum.
akşam eve dönerken rujumu tazeliyorum:)

geçen günler her ne kadar hoşuma gitse de kafamı da bir sürü şey kurcalıyor.
mesela birileri yüzünden birilerinden mahrum kalmak!
insan zaman geçtikçe ilişkilerini daha uzun düşünüp ince eliyor.
yaptıklarını ve yapacaklarını...
genel de düşündüğümü dürsütçe söylerim, hep eksileriyle karşılaştığım asla kötülükle yapmadığım ve her seferinde çok sert hatta "KABA"ca karşılık aldım.
fakat üzülmedim ne yalan söyliyeyim.
herkesi olduğu gibi kabul etmek güzel hayat öyle daha kolay, bu şekil de tercihlerini yapmak daha kolay.
ne yazık ki insanları da tercih etmek diye birşey var.
nasıl kereviz yemiyorsam hayatımın kenarında bile olamsını istemediğim ama sistemin mecburen karşılaştırdığı...
son günler de kafama takılıyor işte engel olamıyorum.

insan yaşlılığı için yaşıyormuş hayatı meğerse.
geçen gün telefonda Antonella "dayak yiye yiye dayak atmayı öğreniyorsun" dedi.
yaşlandığında kendini koruman gerektiği için gençlik var.
kafanı ütüleyecek, hayatı sana dar edecek, her haliyle bunaltacak insanı yürüyüşünden anla da hayatına sokma diye.
çocuk da öyle birşey.
"iyi" çocuk yapmak ne kadar önemli.
annemle kendimi düşünüyorum.
ben çok şanslıyım çünkü.
bilmem ki o da şanslı hissediyor mu?
"iyi" çocuğun varsa yaşlanınca da kafan "iyi"dir.
rahat gibi iyi.
iyi yetiştirilmek, iyi seçimler, iyi şans.

iyi dostlarımı dürüstlük derecemizden anlıyorum mesela.
yüzüne söyleyebilmek ne çok önemli.
şu şu şu beni acıttı, diyebildiğim ve sonrasında çözüme ulaştığım yada ulaşmasam da hala konuşabildiğimdir dost.
o bile yaşlılık için gerekli.

eğlenceli şeylerden bahsetmiyorum değil mi?
bir çeşit felsefe işte...
hayat içinde para dışında birşey.
para da konuşsam eğlencesiz olmaz mıydı?

yazın bu sıcağında ya denizden bahsedeceğim yada hala düzeltmeye uğraştığım birşeyden.

bu arada,
insanları düzelteceğiz!
düzelecekler adam olacaklar bencil değil;)

ps. kadının en güzeli manikürlü ellerini balda ve tereyağında tutabilendir;) ben de öylesini severim!

Hiç yorum yok: