12 Haziran 2012 Salı

Selam verdik borçlu çıktık

Bugün sakin olmaya uğraşıyorum blog!
Sanki alevden bir çember ortasında duruyorum gün geçtikçe o çember daralıyor, elbet yanacağım.
İnsanların 3 kuruş hesabından ve saygısızlıklarından iğreniyorum.
Artık pirinç arasındaki taşı da geçtiler ne yalan söyleyeyim.
Herkese bok atarak yaşanmaz çocuk değiliz elbet ama herkese de kazık atarak yaşanmaz.
Herkesle arkadaş olunmaz gibi birşey bu.
Bir arkadaşının, arkadaşının evine gidip içip sıçmak ve öyle bırakıp gelmek gibi bir genişlik, Neyin cüreti bu?!
Bir insan bana sofrasında yer açıyorsa, benim sofram da yemek yiyorsa kıymetlimdir.
Bu demek değildir o ve bütün efradını tepemde taşırım!
Taşıtmaya uğraşıyorlar.
Ben utanıyorum "Hayır" demeye ama onlar utanmıyor teklif etmeye.
Ne zaman arkadaşlarıma selam verip borçlu çıkar oldum.
Ve ne zaman dı'nın dıdsı da soframa pişkin pişkin oturmaktan çekinmez oldu.
Kara listem var arkadaş benim!
Her kazık gaddarlaştırıyor beni tutamıyorum.
Kaybedecek birşey kalmıyor geriye neden çekineceğim lafımı sözümü, kimden ve o kimin neyini kaybetmekten korkacağım.
Kaldı ki beni kaybetmekten korkmuyorsa karşımdaki.
Birini sırtında 40 yıl taşırsın ve birgün indirdiğinde senden kötüsü yoktur var ya, birini sırtında taşıyıp hiç indirmesen de senden kötüsü yok.
İşini yaptırıp arkadan da demediğni bırakmaz.
Yaşadık da söylüyoruz!
Acaba ne zannediyor insanlar 2 kişi arasında konuşulanların yine de ve her türlü ölüme kadar 2 kişinin arasında kaldığını mı?
Hani sen boka bok demek istemezsin hep bir güzellik ararsın ama bok yine boktur kokar işte onun gibi birşey.




Hiç yorum yok: