20 Mayıs 2012 Pazar

iğrenç insanlar süzme toplukluklara da karışıyor

oldum olası hoşlaşmam kalabalıkla.. nerede çokluk orada bokluk kafası benim ki.
zaten ne zaman kalabalğa girsem dayak yemişe dönerim.
mutlaka arkamdan tonla dedikodu yapılır böyle kulaklarım kaba kulak gibi kabarana dek susmazlar.
kaldı ki arkadaşım diye bağrına basacağın kaç kişi çıkıyor hayatta.
insanlar eskiden çamur gibiydiler, şimdi sümük gibi möcük gibiler, pis ve yapışkan.
kendi möcüğün gibi de değil en azından o senin bu resmen başkasının pis möcüğü!
hayatımda değişen bunca şey içinde, şunu bunu fark ettiğimi geçtim resmen gözüme sokmaya uğraşıyorlar kendilerini.
buradan çok değerli Ö, A, Z, S, C, T, E ve daha niceleri sizlere sormak isterim başka işiniz mi yok?
yoksa ben size iş bulurum net bokunuzla oynamayın yeter ki.
gelin benim studyo da teel alın, yer silin, 2 çay yapın, toz alın, çöpü çıkarın, ortalığı topalaryın.
bakın sizlerden beklentilerim ne de sığ! kapasitenizin üzerine de çıkmıyorum.
siz hangi ayna da bakıp onu ne zannediyorsunuz onu da bilmiyorum ama.
benim büyüdüğüm evde insanların ağzına almadan önce portfolyosuna bir bakılır ona göre ağız açılırdı.
fakat görüyorum ki sizin ki maşallah müşteri avcısı kartal-kadıköy minibüsünün kapısını da geçtiniz.
o ağzını açarken insan bir düşünür, acaba sinek yutar mıyım diye.
gerçekten bu kadar kötücülüğün, pisciliğin ve dedikoduculuğun yaydığı enerji içinde çok iyi yaşıyoruz.
evet yalancı insanların yüzüne bakarken sıkılıyorum ama bir Monet olsa günlerce gözümü kırpmadan durabilirim karşısında!
çünkü insanın bir yanı yalancıdır ama bir yanı da vasıflıdır yahu.
sizin vasfınız yok - vasıfsız işçi ilanları var ya ona bile giremeyecek kadar, o adamı bir arayan var hiç olmazsa ya siz!
sizi kim arasın arayıp bulsa ne etsin.
evet ben iğrenç insanları kalabalıkların içinde sanıyordum. hani aramızda raporsuz deliler var aramızda yaşıyolar hani..
meğer artık süzme topluluklara da karşıyorlarmış iğrençlikleriyle.
sayelerinde artık "o niye öyle bu niye böyle" diye üzülmemeyi, sorgulamamayı hatta merak bile etmeden kendi işime bakmayı öğrendiğim iğrençler.
sayenizden gaddar oldum ama mutluyum sizin sefilliğinize üzüldüğüm yardım etmeye uğraştığım günler de oldu elbet.
olsun giren bana girdi önemli değil şimdi aldığım dersle, değil yardımı düşünmek bize gelecek olsanız saçımı taramam!
hergün yeni bir derssin hayat. dersler bitince diplomayı toprakta alacağım doğru.
ama belki senin de düzenin böyle.
ay yazık aç kalmış, vah n,ye ona öyle olmuş, demeden işimize bakmak gerek sen de haklısın.
ben kim senin işine karışmak ne haddime.
sen yaparken ben en fazla ilzeyeceğim, ben de düzenim içinde belki senin gibi gerekirse aç bırakıp, gerekirse orada öylece bırakıp, gerekirse üzerine basıp geçeceğim doğrusun.
çünkü onlar iğrenç ve derslerini en güzel sen verirsin.
bana da gerçekten üzerine basıp bir üst basamağa çıkıp yoluma devam etmek düşer.

çıkar o mavi gözlerini, o dilini de kes at, kulakların kalsın senin için düzenin fısıltılarını duymak hakkın.




2 yorum:

tubik dedi ki...

Vay anam vay, SED'i de bu noktaya getiren varsa artık kendi arkadaşlıklarımı hiç kurcalamayayım ben boş yere! Peh!

Sen beni bunalırsan ara, gelir çay de demlerim, teğel de yaparım. Ayrıca öperim pek gülücüklü yanaklarından.

SED dedi ki...

SEni çok severim Tubik bizi kader ayırdı ama olsun senin yerin gönlümde başka bir yer.
hep aklımda olduğun bir yerin var kurcalamdan hem de:)