22 Nisan 2012 Pazar

Kötücülük herşeyin içinde biraz tuz misali...

Hmm evet bloggera birşeyler olmuş, tanıyamadım kendisini.
Bana da birşeyler oldu, son zamanlar da kendimi tanıyamıyorum.
Mesela annem evi boya badana yaptırırken eşyalarımı toplayıp anneanneme kaçardım, şimdi?
Sonra evde birşey bozulsun bütün moralim onunla birlikte bozulur mümkünse mekanı terk ederdim, şimdi?
Bauhaus, Koçtaş, İkea, nalbur, Dyo, seramikve tabi ki Usta denilince tabanları yağlayan bendim, şimdi?
Şimdi bütün bunların hepsi benim için bir araya geldi.
Benim büyük hayalim, kendi ayaklarımın üzerine yürüyüşüm, inancım, doğrum, güvenim.
Demek insan inandığı herşey için değişebiliryormuş.
Dayanamam, sabredemem dediği herşey dayanılmazdan, sabredilmezden öte meraklandırır, ilgilendirir oluyormuş.
Uzundur ayna da görmediğim ve tutkuyla özlediğim yanlarım uyandı.
Mermer sektöründe çalışmayı bıraktığımda orada içimdeki cengaveri uyutmuştum.
Oysa o cengaver benim yaşam enerjimdi.
Hayallerim gerçekleşmeye başladıkça o da uyandı içimde.
Üstelik bu sefer kimse için değil sadece ve sadece kendim için.
İnanç nasıl birşey yahu?
Nasıl bir güç, nasıl kuvvetli karşında insan kendi bile duramıyor.
Her zaman, her yerde olduğu gibi "kötücülük" elbet orada ama diyorum ya inanç nasıl birşeydir yahu?
Böyle zamalarda insana ne dost, ne düşman koyamıyor ne yalan söyleyeyim.
Kimseyi bir tarafına takmadığın göğsünü gererek ağa da benim paşa da benim öyle bir yerleşiyor ki içine.
Bakıyorsun kendi başına herşeyin üstesinden geliyorsun, işte o vakit ağa da sen paşa da sen oluyorsun.
Korkuların ufalıyor, ona buna fazla fazla verdiğin kıymet ve değer sirkelenip dozuna dönüyor, başka birşey oluyorsun, başka bir insan belki de...
Sineye çekmelerin bitiyor, seni sineye çekmeye başlıyorlar.
Diyorum ya "kötücülük" her zaman var.
Diyorum ya "dedikoduculuk" her zaman var.
Diyorum ya "kıskançlık" amansız bir hastalık her zaman var.
Kokuyor be resmen kıskanan insan buram buram kıskanç kokuyor.
Hayallerin gerçek olunca meğer o zaman ayaklarını hissediyormuşsun, bunca zaman boşuna uğraşmışım diyormuşsun.
Kendi ellerinle, azminle aptıklarınla belin, kolun, elin ağrıyınca herbir yerini hissediyormuşsun.
Ne yediğini, ne içtiğini, ne uyuduğunu anlamadan, üstünle yatıp üstünle kalınca hayalin peşinde öyle bekleyerek değil böyle uğraşarak koşulduğunu anlıyormuşsun.
30 yaşıma girerken hayatımda bir sürü şey değişiyordu.
Hayatımda bir tünele girdiğimi fark etmiştim, 30lu yaşların karanlık tünellerle dolu olduğunu düşünmüştüm.
Meğer isteyince insan her karanlık tünel de yakacak bir ışık bulabiliyormuş onu düşünememişim.
Şu an üzerinde titizlenecek, çalışıp çoğaltacak bana ait birşeyim var ve ben çok mutluyum.
Umrumda çok doğru birşey var, işte bu yüzden huzurluyum.
İnsan doğrusunu bulunca demek böyle oluyormuş.
Emekliyordum, yürüyorum şimdi.
Ve inanıyorum büyük harflerle yürekten, inanç nasıl birşey yahu?
İnsanı nerden nereye getiren.
Chedeliko Studio çok yakında kapılarını açıyor.
Darısı çok isteyenlerin, çok inananların başına!

Hiç yorum yok: