3 Mart 2012 Cumartesi

Zannettim

Babam hep kızardı, "Zannettim" dediğimde.
Haklıymış çünkü artık zannettiğimde ben de kendime inanılmaz kızıyorum.
Bir zamanlar zannettiğim şeylerden dolayı burunum kanayacakmış gibi başım ağrıyor...
Sinirim on katına çıkıyor.
Eskiden çok sinirli bir tiptim son yıllarda sakinleştiğimi düşünüyor hatta buna seviniyordum.
Yok ama tamamen değiştiğimi zannetmişim!
Şu an kendime daha da kızgınım.

Mesela zamanında arkadaş zannettiğim insanlar var benim, beni hiç aldatmayacağını zannettiğim sevgililer, asla kazık yemeceğimi zannettiğim bir yığın tanıdığım var.
Ben onları affettiğimi zannetmişim bak affetmemişim hatta ben genel de affetmez bir tipimişim ona da kızgınım.

İnsan kendini birşeyleri zannederek kandırıyormuş, babam küçüklüğümden itibaren bana bunu öğretmeye çalışmış.
Baktığın şeyi gör demek istemiş.
Hep içim içimi yerdi o bana böyle kızınca şimdi ben kendime zannettiğim için kızıyor ve onu daha iyi anlıyorum.
İçimde kimseye karşı birşey kalmasın diye uğraşıp duruyorum. Meğer bu uğraşların sonunda ben birşey kalmayacak zannettmişim oysa içim nasıl dolu bazen ben bile inanamıyorum.
İnsan berbat bir mahluk kimse kusura bakmasın.
Uzun zamandır yok yere suçlandığım ve bir dolu hava çektiğim afra tafraya hedef olduğum saçma bir durum var. Neden bununla yaşıyorum diye soruyorum kendime çünkü bazen tabiri yerindeyse insan kendi işine s.tir olup gitmek istiyor. Bir nokta var oradan sonra gerçeklik o kadar su yüzüne çıkıyor ki görmemek için kör olmak şart. Çünkü bilerek yapıyor insanlar bunları ve gerçekten suratlarına kusasım geliyor. Çok eski bir arkadaşımdan söz ediyorum.. Ne fena birlikte bir eskimişliğimiz var. Hatta çok daha eski ve çok sevdiğim bir arkadaşımla sevgili oldukları bir zaman var hayatımızda... O zamanlar ayrıldıklarına üzülmüşlüğüm bugünse "böyle biriyle olacağına taşla ol" diyebileceğim bir hal! Bunun üzerine daha da sinirimi bozan başka mevzular gelişiyor ve bitmiyor. Sonra herkesi "iyi insan zannettiğim" için, onlara en yakınımdakilere nasıl davranıyorsam öyle davrandığım için kızmamak elimde değil.

İnsanı ve yapabileceklerini görmezden gelmek için tam bir salak falan olmak lazım.
İşte o gerçeklikleri görüyorsan artık kimseye, hiçbir söze, ne olup olursa ona inanmaz oluyorsun.
Kaybetmekten korkmaz oluyorsun. Bütün bunlar o kadar istemsiz gelişiyor ki..
Yandım Allha dese dönüp bakmayacağım insanlar oluyor bir köşede.
Bir zamanlar bir kadın çok sevdiğim, hala çok severek görüştüğüm bir kadın böyle bir tünelden geçmişti hayatının o döneminde ve çeşitli tercihler yaparak şimdi mutlu bir kadın oldu.
O zaman tam anlam veremediysem de şimdi bazı şeyleri dank ediyorum!

Bu sabah bir arkadaşımla telefonda konuşuyorduk.
Birkaç hafta evvel sinirden saçımı yolacak hale geldiğim şey, aynısı onun başına gelmiş.
Onun bana gösterdiği sabırla dinledim onu.
Keşke ben ona başıma gelenleri anlatırken sesimi kaydetseydik.
Çünkü sözleri ve düşündükleri ,hissetikleri benimkilerin aynısı!
Benim o saçımı yolmadan 3 dk. evvel yapmak istediklerimi yapmak istiyor!

Şimdi kendime bakıyorum 32 yıl sonra ne kadar geldim diye, annem "sorma, lafa da bakma sadece önüne bak zaten görürsün" diyor.
İşte bugün kendimi daha kaybetmekten korkusuz, daha da kimseye, anlatılan hiçbir şeye, söylenen sözlere, yaşananlara inanmaz görüyorum.
Kendi kayığının küreklerini çekerek ilerlemek ve artık zannettiklerinden sıkılmış olmak...
Hayat insanın eline bir defa geçiyor, bunu düşünüyorum ve zannettiklerim iyice uzaklaştırıyor beni. Bazen o kadar saçma geliyor ki, çocuk çocuk hayaller kurma kızım, diyorum kendime çünkü her ne kadar şuramda kalsın desem de hala kabarık tül etekleri delice sevsem de çocukluğumdan itibaren tanıdığım insanlar bile yetiyor o büyüyü bozmaya...

Hiç yorum yok: