23 Mart 2012 Cuma

Dün boktu bugün koktu!

Şimdi çooook uzun yıllar öncesine döneceğim. Yıllar öncesinde her zaman gittiğimiz köydeyiz annemle. Yakın bir tanıdığımız sevgili değiştirmiş, o vakit durmadan sevgili değiştiriyor. Biz de ona sevgimizden hoş tutuyoruz sevgililerini, ne de olsa aramızda yılların hukuku var.
Masanın kenarında oturan kız kendi halinde görünüyor, hatta o sıra değiştirdiği sevgililerinin en iyisine yakın, eleştirisi yaparken aralarında çoktan nişanlandıklarını öğreniyoruz.
Kısa bir şok geçiriyoruz ama sohbet fena değil. Konu o sıra tepe tepe giydiğim kot eteğime geliyor. Gençlik yıllarını 1 blue jean, 1 çift asker postalı, 1 beyaz - 1 siyah tshirt , 1 turuncu merserize kazakla ve deri ceketle geçirmiş biriyim. Üstelik jean kotum ve jean eteğim tamamen kendi el yapımım! Üniversite 1 öğrencisiyim. O yıllar jean üzerine yapılan işlemlerin hastasıyım. Hergün yeni birşey keşfediyorum. Mahmutpaşa yokuşu, Tahtakale dar sokakları okul sonrası bütün vaktimi geçirdiğim yegane mekan. Malzemeler beni benden alıyor. Evde babamın, annemin herşeyi elimden geçiyor bütün denemelerimi yapıyorum. O yıl yaptığım etek ve jeani her giyişimde birileri satın almak istiyor. Dalga geçiyorum!
O gece tanıştığım kız da eteğimi istiyor. Israr ediyor. Annem "aaaa" diyor, "uuuu" diyor. Tama diyorum yarın sana da bir etek yaparım ama jean lazım, kap gel bir tane! Ama sabahtan gel, akşama kadar ancak biter, zaten bizde eve dönüyoruz tatil bitti!
Kız sabah elinde bir poşet dolu jeanle kapımızda bitiyor. Jeani şekilden şekle sokuyorum pür dikkat izliyor. Sürekli, hayatımda elime iğne iplik almadım ben, söküğümü dikemem ben, ay ne anlarım ben, diyor. Ben de, niye ki bak çok kolay, diyorum.
Eteği diktikten sonra - okuyucuya not ; o vakit dikiş makinam yok elimde dikiyorum! - denize götürüp rengini soldurmam gerekiyor, kuruduktan sonra boyayacağım ve üzerini işleyeceğim.
Akşam gel al diyorum, hala mutlu ve safım şu an düşününce böyle olduğu kanısına varıyorum.
Akşam olup etek bittiğinde inanılmaz mutluyum. Bizim kız gelince eteğini veriyorum. "Ay ben bunu hayal bile demezdim inanamıyorum, aklıma hayatta gelmezdi, ben kesinlikle beceremem" diye teşekkür edip gidiyor.
Gençlik kafası işte, eteği alınca 1 poşet jeanden çok beğendiğim bir tanesini bana veriyor:)
Yıllar sonra o kız o gün nişanladığı tanıdığımzla evli, rahat da bir hayat sürüyor. Gazetelere demeçler veriyor "Çocukluğumda bebeklerime elbiseler diker, sabahtan akşama kadar elbiseler çizerdim hatta bütün elbiselerimi kendim dikerdim yolda çevirip sorarlardı" diyor. Bir moda evi var!
Bilmem anlatabiliyor muyum:)

Hiç yorum yok: