24 Şubat 2012 Cuma

Sattım gitti!

Ebay! of seni ne çok seviyorum annem!
Hastasıyız!

Londra'ya gitmeye uzun ara verdiğimden beri ve biricik eski işim birebir Londra ile bağlantılı olmasına rağmen 1 kerecik bile gidemediğim gibi! Ebay benim seyahatim gibi oldu:)))

Hoorrraaaayyy iyi ki varsın EBAY!

Neyse araya giren diğer seyahatler de olsa asla fark etmez. Sanırım internetten alışveriş yapmak beni dinç tutuyor.
Çata çat bidleşmek olsun, o bidleri başında beklemek olsun, o paketin postaya verilmesi , acaba gümrükten geçebilecek mi stresi, postacıya defalarca sarılma teşebbüsüm, o paketi açarken kan akışımın hızlanması, paketi açınca "WoooooooWWW" yada "Bu ne be hemen geri gönderiyorum" demek, büyük bir haz içinde kullanmak veya delirmiş gibi mesajlara, itirazlara sarılıp geri gönderip paranı kurtarmaya uğraşmak!

Ya ne bileyim tuhaf birşey işte asla mağazadan almak gibi değil!

Bu arada genel de bu konuda şanssızımdır ama hala vazgeçmedim.

Fakat bizim buralarda pek de cesareti yok kimselerin. Beğense bile alamayan, soramayan var hala!
Şikayet eden ve mızmızlanan da çok tabi ki.

Benim bir de ciddi bir numara sorunum var.
Her memlekette farklı numara ayakkabı giyiyorum!
37'den 40'a her numarada ayakkabım var evde ve doğal olarak ayaklarıma hiç olmayan ayakkabılarım. İngiltere'de, Amerika'da, Çin'de, Avrupa'da ve memlekette komple birbirinden alakasız numaralarda ayakkabılara ayağım girer!
Zaman içinde ayakkabılarda bir yığılma da oluyor, dün uyan bugün olmuyor sorunu benim güncelim olmuş.
Ben de çareyi onları satıp yenilerini almak da bulmuştum.
Yaptım da!
Buralarda talibi çıkmayan ayakkabılarım dünyada rağbet üstüne rağbet gördü.
Sonra baktım iş zıvanadan çıkıyor çünkü "insan"la uğraşmak aha bizim şu evdeki kara kızım Ay, akvaryumdaki Torto, bol kıllı Pamuk köpeğim ve bahçedeki arsız bekçim Adam'la uğraşmaktan yeminle daha zor.
Ütüler de ütüler kafayı..
Neyse sonuç bıraktım o işleri.


Ben ve versiyonlarım insanların neredeyse eskisi olmaz. Yani "Eskisi olmayanın yenisi olmaz" derler ya ben ve versiyonlarım eskimeye müsade etmeden zaten yenisini alıyoruz. Hastalık mı artık nedir merak etmiyorum, umrumda değil. Çünkü herşeyi alabilirim bir ayakkabı da kalmaz. İş böyle olunca aslında tüketirken, sirkülasyon yapıyoruz hem maddesel hem enerjik. "Ekonomi bizim sayemizde ayakta duruyor" demeye getiriyorum lafı!

Şimdilerde blogumu okuyan ve ara sıra kafama esip blogladığım fotoğraflarımı takip eden bir çorap talibim var! Tuhaf ama sayesinde anladım ki hiç durmadan çorap almışım ben kardeşim!
Üstelik çorapları almakla kalmamış evin bir takım yerlerinde kutulara, çekmecelere, poşetlere, paketlere hapsetmişim! Gün yüzü görmemiş öyle paketiyle duruyor garip!

Diyeceğim o ki aslında hergün birşey öğreniyor insan.. tuhaf dediğin şey bir an seni kendi gerçeğinle yüzleştiriyor. Ben hep alınan onca şeyin sahibince doyasıya kullanılamamsından korkarım-korkardım, meğer ben öyleymişim zaten. Hayatıma tıktığım onca şeyi belki de doyasıya kullanamamışım, kullanmamışım. İlle de bir eşya değil bahsettiğim.

Dozunda tuhaflıkların da ders, tecrübe kadar önemi çok.
Bazen ipin ucu kaçıyor, kaçmadı sansa bile kişi.. kişiler.. dost sandığın..oldu dediğin.. gitti dediğin..bitti dediğin.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

:))) ç.kardeşinden merhaba seden.ebaydeki dükkanını bana mail atarmısın?