16 Aralık 2011 Cuma

Dur-mak-yok!

Yok gerçekten!
Kendimi izliyorum, deli falan olduğumu düşünüyorum.
Bazen "neden" diye soruyorum.
Neden? gerçekten neden?
Bir ordayım bir burdayım.
Mesela ben hiç dinlenmiyorum.
Hani şöyle yatağına uzanır biraz gözlerini kaparsın, uyursun belki kısacık...
Ayaklarını uzatırsın birşey düşünmeden, durursun öyle...
Beynini boşaltmanın bir yolunu ararsın, bedenini dinlendirmenin...
Bende hiçbiri dinlenmez!
Sürekli çalışır, düşünür, işler.
Düşüne düşüne eskittim ben bu beyni resmen.
Beden kısmına gelince zaman zaman ağrır oram buram söylenirim biraz sonra yine yola devam.
Küçükken kolum çıkmış oyun oynarken, ağlamışım ama oyun yarım kaldı diye.
"Küçükken" hala o kadar hayalperest işte bu kafa.
Çocuk gibi inanarak yapar herşeyi, fikre, kişiye, dünyaya bile inanır.
Fakat bütün bunların içinde tek derdim yetişememek!
Hep açgözlüyüm!
Blog yazılsın hergün, twit atılsın günde bin kere, bugün etek, pantalon, elbise, gömlek, bluz ne varsa dikilsin, örülsün kazaklar, hani aksesuarlar, hadi fotoğrafları da hemen çekilsin, bugün bitmeden siteye eklensin, twitleyeylim hadi facebook'a koyalım akşama mağzalara gönderelim, hemen beğensin insanlar, sevsinler, oleeeey desinler tüm işleri olunca ben gibi...
Deli miyim neyim durduramıyorum kendimi durasım yok şikayet etmiyorum aslında ama herşey de istediğim gün olmuyor bu bir gerçek.
Gerçekler acıdır, acıtır ya o misal beni en çok hepsinin birgün de olmaması acıtıyor.
Çünkü yarın aklıma gelecek yüzbinlerce fikrimi gerçekleştirememek endişelendiriryor beni...
Deli miyim neyim?
Benim de kaynağım bu delilik halim belki de?
Belki de Hamal Ramazan'nın rehberimdeki numarası yada yolda hiç tanımadığım birinin üzerinde gördüğüm Chedeliko bir elbise, pazarlık ettiğim Perşembe pazarındaki patatesçi belki de, belki de en yakın arkadaşım tüm sosyetikliğiyle, kedim ve köpeğim, her gece ki hayallerim, dostum ve dost sandıklarım, dost olmak isteyip olamadıklarım, vazgeçtiklerim, yıkımlarım, çizimlerim sayfalarca ve savurduğum yazılarım, şiirlerim, ağlanası mısralarım ve kaybettiğim pastel boyalarım, kimseyle paylaşmak istemediğim "bazı"larım, bencil yada egoist dünyam, kendim, ben.
Dur-mak-yok kısaca içinde zaman zaman dursam mı dediğim, durmadığım da hep daha çok yüreklendiğim birşeyler işte bu cuma'nın tüm pencelereleri açıkken, yağmur bulutlarında benden bir halim....

1 yorum:

Tanya's dedi ki...

Sen hiç durma deli beyin!