7 Kasım 2011 Pazartesi

Bayram = Yeni "Papuçlar"

Bazen düşünüyorum, hem seviyorum hem de sevmiyorum bayramları.
Gidecek tek anneannem var, bayram olmasa da severek gidip görüyorum onu.
Ama bazen içim biraz burkuluyor.
Bayram sanki kocaman mutlu ailelere aitmiş gibi bir sancı, bir burkulma...
Geçen bayram "Ne olur bir sonra ki bayram burada olmayalım" demiştim.
Kimsecikler yoktu, anneannem de dahil.
Ezik, sıkıntılı bir bayramdı.
Hepten sıtkım sıyrıldı.
Bu bayram öyle değil herkes burada ama yine de gidip görecek kimselerim yokmuş.
Yani o büyük mutlu ailelerden değiliz biz.
Herkes biriyle mutlu mesut, uzun sofralar, keyifli yemekler, el öpmeler, şakalaşmalar..
Klasikçi değilimdir, hep başkaldıran olmuşumdur ama ne bileyim yaşlanıyorum herhalde.

Bu akşam "Bayram Yemeği" yedik.
SılacanCan evlerinde bizi ağırladılar.
Çok kalabalık, uzun bir masa değildi ama işte bir arada olundu.
Başkaldıran olarak Mimar Sinan Üniversitesi Atölyelerinin yeni dönem 16:00'da kapanışına, Torna tesviye bölümü mezunlarından 2 kişiyle çözüm buldum.
Gülüştük, devrim yapacağım dedim.
Çok şanslıyım görüntüm böyle değil:)))
Saçlarımı kesmek için yoğun istek aldım.
Gülüştük.
İçimde yine bir burukluk vardı...

Fakat bu bayram hiç beklmedik birşey yaşadım.
Bütün gülüşmelerin arasında Sılacan elinde bir paket yanıma geldi.
"Al bakalım bu senin" dedi.
Bir küçük kız çocuğunun bayram da en büyük hayali yepyeni ışıl ışıl kırmızı rugan papuçtur.
Bayram öncesi alınırsa arife gecesinden itibaren heyecanı alır yürür..
Başucunda bekler, rüyasında görür, bayram sabahı kırmızı rugan papuçlarını herşeyin altına giymeye razıdır.
Onlarla prenses, kraliçe, peri masallardan bildiği harika bir karaktere dönüşecektir.
Her ne olursa olsun kırmızı papuçlarıyla bayram iyi geçecektir.
Sılacan paketi uzatırken sanki boyum kısaldı, ellerim, yüzüm gözüm küçüldü bir an 25 yıl geriye gittim, paketin içinden bir çift ayakkabı çıktı.
Ayakkabı delisi olmam şöyle dursun, ayağımdaki ayakkabıları atıp Sılacan'ın hediyesi papuçları ayağıma geçirmemle sanki kalabalık, mutlu bayramlara layık ailenin bir ferdi oldum.
Sılacan, kendi has bir tarzı, karakteri olan zevkiyle bana daha önce görüp beğendiğim bu papuçları bayram hediyesi yaptı.
Çok tuhaf çünkü o andan itibaren "sus" geldi.
Bütün bayram boyu hatta hayat boyu zevk ve keyifle giyesim var bu papuçları.
Onlar ayakkabı değil "Papuç" şımarık bir özlemin esası.

Umarım herkesin bayramı içinden taşan özlemlerin gerçeklenişi gibi olur.
Sılacan, 2011 biterken bu koca yaşımda beni yeniden 6 yaında hissettirmeyi başardı yanakların öptüm, utandım da.

Herkese iyi bayramlar....

1 yorum:

Tanya's dedi ki...

Senin kocaman bir ailen var..hem de bayramlık değil, hayat boyuluk!