26 Ekim 2011 Çarşamba

Yok...

Yok açamıyorum televizyonu...
Her duyduğumda durduramadığım gibi gözyaşlarımı..
Neye sevinip neye üzüleceğini şaşırmış vaziyetteyim..
99'un yarası tam şuramda, ramaktayım zaten...
Sorularım var bitmeyecek sorularım..
Ne, kim, neden...
Cevapları yok..
Sabah uyanıyorum hala aynı yerdeyim 99'dan beri aynı tarihte sıkışıp klmış gibi hayat..
Mevsimler değişiyor, yıllar geçiyor sanıyordum
Meğer geçmiyormuş biz 17 Ağustos 99'da sıkışıp kalmışız haberimiz yokmuş
Tek kelime değişmemiş her yer herşey anı kalmış
Mutsuzum ya, bildiğin mutsuz suyun tadı yok öyle bir mutsuzluk
Sokağa çıkasım yok içim eğri büğrü
Yaram küçülüyor sanmıştım meğer her yanımı sarmış enfeksiyon haberim yok, uyumuşum
Ne olacağız diyor mu herkes benim gibi
Git gide azalıyor mu ümitler?
Bulmacada "Ümit" kelimesini bulamıyorum
Ben imkansızlıklarla doluyum!
Yok değişen tek kelime yok..
Yüzümüz kaldı mı ki kelime etmeye
Yüzleri kaldı mı?
Çok üzgünüm suyun bile tadı yok
Van diye bir yer var bu vatan da
Elimizden tek gelen koli göndermek oraya
Ve ben utanıyorum "Orda bir köy vardı gitmesem de görmesem de o köy benim köyümdü..."
Değilmiş,
altından kalkılamayacak özüürlerimiz olmuş bilememişiz.
Birilerinin de uykuları kaçsa keşke
"İnançları" var ya hani, anla artık "İnançsızlarmış"!
İnsana verilen bir ömrün ölçüsünü eksilttikleri 2 demir, 3 tuğla ile ölçmüş onlar...
2 demir, 3 tuğla ile edindikleri lüks hayat hangi inancın temeli bilemedim..
Şuram tam şuram acıyor, kulağım orda burda dinliyorum
Elimden gelen bir koli göndermek kendimden utanıyorum.

Hiç yorum yok: