24 Ağustos 2011 Çarşamba

Öğrettiğin, kattığın, gözün gibi baktığın için minnettarım


Güzeller güzeli anneannem.
Hep derim, ben anneanne çocuğuyum diye.
Annem çalışkan bir karınca iken ben dünyaya gelince, beni anneannem büyüttü.
Sabah gözümü anneannemin evinde açar akşam da orada kapardım.
Öğlen uykusuna yatırınca, gözlerimi kapar uyumasam da uyuyor gibi yapıp hayal kurardım.
Bazen Ozi de olunca annem, anneannem de kalmama müsade ederdi.
Anneannem ikimizi de uyutmak için ortamıza yatar masal anlatır sonra dua öğretir, dilimiz döndüğünce dua ettirip, şükrettirip uyuturdu bizi.
Öpmezdi, sarılmazdı, elini öptürmezdi, kucağına oturtmazdı.
Bunları yapanlara da kızardı. "Çocuk uyurken sevilir" derdi.
Biz ondan önce uyuyor olsak gelip hepimizi alnımızdan öper, biliyorum.
Çok şık giyinirdi, ayakkabıları, takıları, özel kumaşları Bağdat'tan ve İtalya'dan gelirdi.
Beyoğlu'ndan Bostancı'ya taşınmış olsa bile kuaföre ve Rum terzisine her bayram, her yılbaşı, her doğumgünü, her düğün öncesi yine oraya giderdi.
Dikiş dikerdi, hepimize kazaklar örerdi, tığ bilmezdi zaten hala da tığ işini sevmez.
Evin dekorasyonunu imkan oldukça yeniler, perde, koltuk kumaşı, tabak çanak seçerdi.
Eski komuşularını, arkadaşlarını, kardeşlerini hep anımsar.
Her fırsatta Fizan'da olsalar yine ziyarete giderdi.
Bizi tiyatroya götürürdü.
Hem de kolumuzdan çeke çeke, hiçbir numara ona sökmezdi.
"Uykum var, acıktım, çişim geldi.." tiyatro koltuğunda buluverirdin kendini.
Hep vicdanını dinlerdi, hala da ilk ona kulak verir.
İnadı tuttumu dediğini yapardı.
Sarma, vurma, mıhlama, hamsi hepsinde uzmandı.
Yemek istemezsen yedirmezdi.
Acıkınca sandviç ve ayran verirdi.
İş yaptırmazdı, yapınca kızardı.
Sarma için birkaç kadın toplanırlardı, masanın kenarına ilişince oyalanayım diye önüme bir parça koyardı. Arada öğretirdi ama "Sakın sen yapma ben sana hep yaparım" derdi.
Çok yaramzlık yapınca eline şiş ve yün verip "Akşama deden gelmeden bitecek bu" der, sustururdu.
Okula başlayınca "Okumayı seveceksin, benim gözlerim görmüyor sen okuyacaksın bana "derdi.
Annemi "Bu yemekler çok kötü hiç anneannemin yaptıklarına benzemiyor" diye ağlatırdım.
Bugün hala anneannem "Seni tek doğurmadım" der.
En iyi arkadaşızdır hep.
Hala "İyilik yap at kenara" der.
Hala "Ruhunu kirletme" der.
Hala "Kimse kötülükten yapmaz bilmeden yapar" der.
Hala "Keşke avukat olsaydım" der.
Şimdilerde hastalanıyor, yoruluyor, gözyaşı döküyor , ne ben ne o kabul etmesek bile yaşlanıyor.
Kilo verince üzülüyor, canının istediklerini yiyemediği için hiç yemek istemiyor.
Yazlık evin bahçesinde oturmak, akşam komşuya çaya gitmek, sabah erkenden kalkıp denize girmek istiyor ama olmuyor.
Yürüyüşte tanıştığı arkadaşlarıyla nerde karşılaşsa selamlaşıyor.
En iyi arkadaşı hemşire Nezahat teyze, Hasan kardeşini, babasını her fırsatta anımsayıp ruhları için dua ediyor...
Benim güzeller güzeli anneannem, seni çocuklarınla, dedemle, kardeşlerinle, diğer torunlarınla paylaşmak ne kadar zor.
Bugün yaptığım herşeye destek oluyor, cesaret veriyor, hala öğretiyor.
Minettarım ne diyebilirim ki, hiç ödenmeyecek bir borç gibi minettarım..


7 yorum:

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Bu his ve düşüncelerde olmak ne güzel...Gerçekten çok şanslısın!Tanışmayı çok isterdim. Böyle ömrü dopdolu, öğreneceğimiz çok şey olan insanları çok seviyorum...Allah uzun ve sağlıklı ömür versin! Bir gün ben de anneannemi anlatmalıyım...

Ceylan dedi ki...

gozlerim doldu, ne guzel yazmissin. nefis de bir resim. cok yasa anneanne!

SED dedi ki...

Ceylo,

teşekkür ederim,
yazarken benim de gözlerim doldu:)
çok çok yaşa anneannem:))))

SED dedi ki...

Kirpik güzelim,

Bunu duysa hemen hazırlanır "Seden hazırım hadi" der:)

Çok çok teşekkür ederim.

Anneanneler anlatılmalı, benim için hepsi mukaddes.

zeya dedi ki...

Sed;
Muhteşem bir kadın anneannen :)
Sadece ruhunu kirletme sözü bile yeter bunu anlamaya :)
Binlerce güzel gününüz olsun beraber sağlıkla İnşallah :)

Tanya's dedi ki...

Cok yasa anane...bende cok seviyorum onu!

Adsız dedi ki...

Oy oy oy ne tatli bir anane ya Masallah ona 41 kere hem de ... :) Kirazcekirdegi.blogspot.com)