18 Ağustos 2011 Perşembe

El tiempo pasa y lo estoy mirando...


- Mösyö, sanırım bütün kitaplarınızı okudum ve Elif beni heyecanlandırmadı.

- Neden sevgili okur?

- Ruslardan belki de Türklerden... Elif'i Hilal'den daha çok okumayı isterdim. Fakat sürekli Hilal'i okudum. size yalan söyleyemeyeceğim sıkıldım.

- Hilal, Elif'in başkahramanı, sevgili okur, onu en iyi şekilde anlatmak zorundaydım.

- Yapmayın Üstad, Hilal'i nasıl arzuladığınızı fakat karısına bağımlı yaşlı bir erkek olduğunuzu defalarca tekrarlamışsınız satırlarınızda!

- Sevgili okur, sizin ruhunuz kirlenmiş, içsel yolculuğumda bana ışık tutan Hilal'i de bu sözlerinizle kirletmeyiniz.

- İçsel yolculukları hep çok sevmişimdir. Hatta belki de siz satırlarınızla zaman zaman benim yolculuklarıma ışık olmuşsunuzdur fakat antropoza girdiğinizi düşündüğüm anlatımlarınız vardı Mösyö bunu inkar etmeyiniz!



* * *



Okumak için meraklandığım kitaplardandı.. Yukarı da geçen dialog tamamen atmasyon tabi ki.. Benim sayfaları çevirirken Rusya'nın coğrafyasından & Hilal'in "mükemmel" biyolojisinden sıkıldığım zamanlarda türettiğim bir tür "hayal".

Çok sevdiğim bir yazar olmasına rağmen işin içinde bir Türko yeniği olması sbebeiyle olsa gerek Elif'i tavsiye edemiyorum.



Parke yer döşemelerini çok sevdiğim, son zamanlarda da özellikle balıksırtı olanlarını özlediğimi fark ettiğimden, fotoğrafını çekmişken bunu da yazmak istedim.



Fotoğraf makinaları digital oldu olalı ben otu boku çekiyorum. Zamanında babamın "Filmi boşa ziyan etme" çemkirmelerine inat bazen duvarların bile fotoğrafını çekiyorum. Elif'te bundan kısmetine düşeni yedi:)



Ayrıca ben tavsiye etmesem de bu kitap okunacaklar arasına girmeli çünkü ruh gerçekten okumaktan beslenir. Ne okuduğu önemli değildir okuduklarının onu düşündürmesi & belki de bu sayede kendinde, hayatında belki de çevresinde değiştirecekleri hatta yapcaklarıdır.



Karl L. ,yanına köle olarak kabul etse gideceğim şahsiyet, tonlarca kitap okumaktadır. Üstelik kitap seçmez düzenli olarak satın alır & okur. Çünkü kitap okumanın hayalgücünde inanılmaz kapıları açtığını, yaratıcılığı beslediğini söyler. Kitap okumadığı zamanlar da üreticiliğinin kaybolduğu hissettiğini bu sebeple evinin her yanının kitaplar & dergilerle dolu olduğunu zaten kazancının çok büyük bir kısmını kitaplara & çizimlerinde kullandığı far & makyaj malzemelerine harcadığını da ekler.



Hayrola! diyorum çenem düştü az bil az konuş çünkü çok çalış çok iş çıkar lafımı da kendime söylüyor bu gecelik kafa ütülemeli belgesel postuna son veriyorum.



Tatlı rüyalar!

Hiç yorum yok: