6 Mart 2011 Pazar

KArmaşık Duygular İçinden Gel BanaaAAAa GelLL

Bak bak aynı blog di mi ne sıkıcı.
Ben de sıkılıyorum yazacaklarım olmamasından.. olsada canım istediğinde yazamamaktan.. Geçtiğimiz birkaç gün kapalıydı blog.. Ne tuhaf bana ait ama kapalı..
İçimde hep böyle bir his var benim, "benim" diye birşey yoktur aslında.
Ne sevgilin senindir, ne eşyaların senindir, benim dediğin işin, annen baban bile senin değildir, ikinci bir evlat daha gelip "onlar benim annem babam"diyebilir..
İşte blog benim dğeilmiş onu farkettim bir kere daha.
Biliyordum zaten tastamam benim olmadığını. Birşeyi apaçık anlatmak istesem anlatamazdım, kimsenin istmini tam diyemez, kendi adımı bile söyleyemezdim.
Benim değil işte bir şekil. Olmadığı da kanıtlandı ben tam da birşeyler yazmak için sancırken kapandı.
Kendimi en son bu kadar suçlu hissettiğimde hayatımın 10 senesini "kaplayan" birini hayatımdan tamamen çıkardığım gündü. Çok geçti üstünden suçlu hissetmeyi tam unutmuşken mahkeme karar verdi.. Evime hırsız girmesi kadar yabancı birşey..
Benim engel olmadığım bir el bana hayatıma engel olabildi.
Eve son hırsız girdiğinden beri kendime yeni çamaşır, çorap falan alıyorum.
Hepsini yıkamak imkansız arınmak için & o yabancılıktan kurtulmak için.
Ama burda yapacak birşey yok.
Blogun tepesinden aşağı çamaşır suyu dökemem ki!
İşin kötü tarafı kirlenen daha neler var hayatımda..
Hayatlarımızda..
Gün geçtikçe yaşamak istemediğim ama derinden kelepçe gibi urgan gibi ama benden daha güçlü bir bağ ile saplandığım bir şehir, bırakıp gitmek istediğim çözümsüz kaldığım hayat, yapmak isteyip yapamadıklarımdan duyduğum üzüntü, farkında olmadan ertelediklerim, hala ne istediğime kara verememek kapkarayım sanki.
2011 daha iyi olmalıydı ne de olsa ben tek rakamları severim.
Ne de olsa artık yaşlanıyorum, 20 yıl dediğin nedir ki!
Hatta "A yaşlı O!" dediklerimin bile yaşları küçülüyor, gençleşiyorlar adeta git gide..
Diyorum ya daha iyi olmalıydı, bak Mart oldu ama daha birşey olmadı. Hatta durgunlaşıyor an be an...
Eskiden Radyo programcılarının yüzünü bilmezdin, görmezdin ne de olsa artık tanıyorsun birşey değişti mi?

1 yorum:

Sevgi Tuncer Dalgıç dedi ki...

Sed ! öyle güsel ki yazın bir cümlesini face e anlık iletime yazdım bile,çünkü ben de gitmek istememe rağmen urganla hatta daha da fenası çelik halatla bağlanıyoru msanki bu şehre,bi de demiş şair "İstanbulu sevmeyen gönül aşktan ne anlar diye? Ben neden anlamıyorum şairi?Neden İstanbul benim değil,beni doğurttuğu büyüttüğü halde...?