10 Şubat 2011 Perşembe

O kolunu koyacak yer bulamazsın ya :)

Olur ya böyle ayakta dımdızlak dururken o eline koluna yer bulamazsın.. İlle de koyacak bir yer ararsın manasız bulamazsın şu günlerde böyle geçen hayatımın resmidir bu!


Soğuk ama güneşli günlerde gözlük takıp, yün elbise giymekle meşgul, günlerin beni umursamadan hızlı çekim trafik gibi akışı içinde delirmiş bir vaziyet.
Geneli eğlenceli aslında 30ların tadını çıkartıyorum:) "30lu yaşlardan bi bok anlamazın, sen yavaşladıkça hayat hızlanır 40da herşey 20lerine döner 50de iş biter"
Buna çok yakın bir yerdeyim.
Tiyatro kursu; ilk sahneye çıkışım "Kalorifer" hakkında sahnede 3dk. konuşmak üzerineydi & benden beklenmeyecek üstün bir başarı sergileyerek salonu gülmekten yerlere serdim. Herkesçe şiddetler Ferhan Şensoy'a benzetildim. Övüldüm, sevildim. Fakat 2. sahnem berbattı. 5 duyu hakkında kendi yazacağım bir oyun ödevi vardı. Bahane değil ama ben son gün öğrendim & hazırlıksız yakalandığımda sahnede yaptığım en iyi şey poz vermekti. Ayrıca bir salon dolusu acımasız gözün her yerimde kusur aradığı felaket bir andı. Bitmesi için dua ettim. Felaketim & ben koltuğumuza çekilirken dilim hala 5 karış her eleştiriye cevap yetiştirdim.
İktisat Teorisi; insanın yarım kalmış işleri hayatının hep en yoğun olduğu dönemlerde, nikahtan bir gece önce pörtleyen sivilce gibi dikilir karşısına. "Artık kurtulmam gerek senden İktisat Teorisi, barışmayı dilenen eski sevgili kadar yapışkan çıktın!" İktisatın iplerini elden bırakmamaya gayret ediyorum.
Pamuk & Ay; hiçbir zaman hayvanlardan tiksinmedim, ödümü de patlatmadılar. Öyle arada hislerim vardı ki, sokakta yürüyen insanlardan farkları yoktu benim için. Bu şehrin, bu dünyanın, bu hayatın tıpkı çevremdeki herşey gibi bir parçası oldular. Fakat hayatıma "Ay" girdi. Minnacık vücuduna kocaman gelen göbeği, aç kalmamak için bulduğu herşeyi yemesi, günlerce kaka yapsın diye beklemek, kucağımda saatlerce uyuması.. Kedi sever değil sanki kedi tapar olup çıkıverdim onunla. Algıda seçicilik arttı, etrafımdaki bütün kediler belirginleşmeye başladı. Rutin değil ayrıcalık gibi yerleşiverdiler hayatıma. Sonra birgün annem Pamuk'la çıkageldi. Eve hayat geldi. Ortalık şenlendi. Pamuk giderken üzüleceğim için o gitmeden ben onu görme biletlerimi ayırttım bile. Gece 12 "çişmix" saatimiz var. sahibi değilsem de bişeyiyim geceleri gelip yatağımın ucunda uyuduğuna göre.. Onlar da ilgi istiyor. Hatta istedikleri 3-5 şeyden biri de sadece ilgi.
Bu sene "yeter artık" dediklerim; çok yalnız kaldım bu sene. Aslında hep çok yalnızdım. Etrafımda kocaman bir kalabalık olsa bile ben hep yalnızım. Belki tek çocukluktan, belki çok fazla kaybetmekten alınan ağır dersten, belki de seviyorum içten içten yalnızlığı bilemedim.. Kafamı dinledim yanlışları buldum. Doyum! Beni doyuran bir hayat değil yaşadığım. Kapısı penceresi eksik ev gibi. Pencere yokmuş da muşamba germişim, kapı yokmuş da sunta dayamışım gibi.. Gözmeden gelmişim nihayetinde. Yapmak istediğim işlerin asla bugüne kadar yaptıklarım olmadığını. Bazen mecburiyetten bazen de yufka yüreklilikten bir sürü yaptığımı anladım. Ozi gitti sonra Lis'de gitti bence artık sosyetik'te gitti. Yollar ayrıldı. Daha önce de yollarımın ayrıldığı birileri oldu. Şmdi bir başka oldu... Anladım ki sonunda brgün konuşacak kimse kalmadığında deli gibi kendi kendime anlatıp, kendi kendime akıl verecek raddeye gelmemek için bunu bir yere boşaltmam lazım. İşte o boşaltımı yapabilmek için alt yapı hazırlıklarındayım. Bazen vazgeçecek gibi olsam da, bütün cesaretim, bütün motivasyonum, inanacım kırılsa da bir kere de sadece denemeyi göze aldım. Üstelik bu denemeyi başarabilirsem ki bir tarafım çok başarılı olacağım yönünde çalışıyor o zaman şu an vazgeçmediğim birçok şeyden de bir hamlede vazgeçebilecek olduğumu biliyorum. Bu beni rahatlatıyor.
Umrumda değil; Rozalarım azdı, sivilceler yine sahnede, her sabah sürecek kremlerm var & umrumda değil artık. Geçen sene bu zaman tek derdim, canımın acısı cildimdi. 1 sene de gülüp geçer hale geldim, alıştım. Napalım Kainat Güzelllik Yarışması'nda taç garantim yoktu ya benim. Olduğum gibi kabullenilmedikten sonra orada yerim yok demektir. Daha rahatım artık bu işlere..
Kinden arınmak gibi; dün eski patronumla karşılaştım & onu görünce sevindim. Bu hayatta sevdiğim yüzlerden biri onunki. Kin yokmuş içimde, ona karşı kırgın değilmişim. Bugün ona selam verecek kadar yeri varmış içimde. İçimde kin olmadığı için arınmış hissettim iyi geldi.
Denemediklerimi denemek & kulak asmamak; OHHH! o kadar iyi geldi ki. Esra ile kaç zamandır konuşuyoruz "Ya ben çok memnun kaldım sen de yap" dedi durdu beynimi yedi. Fakat benim beynim annemin askeri düzen çocuk yetiştirme tarzından kalma olduğu için çok zorlandı. Bizim evde "Kenan Evren gelse 21.00'da yatakta olacaksın" vardı. Aştım onları çok mutluyum. Bugün müjdeli haberi Esra'ya verdim. Bazen yapmaktan korktuklarını yapmak gerek. Ben motorsiklete binmeye de böyle başlamadım mı? Nerde bıraktım o Sed'i? O zaman yapacaksın kızım korkunun ecele faydası YOK!
Takılarım; bizim eve hırsız girdi. Bu sene tam 3 kere soyuldum. Bilgisayarım, cep telefonum & şimdi de takılarım. Gittiklerine üzüldüm. Ama ölmedim üzüntüden sadece özelime bana bir yabancının bu kadar yaklaşması çok rahatsız etti. Tanımadığım biri benim dokunduğum birşeylere dokundu. Aldatılmakla, tecavüze edilmek gibi tuhaf bir duygu bu. Cinsel algıyla değil tabi... Bu son sefer takılarım gitti. Maneviyatı çok büyük takılarım. Anılarla dolu.. Belki de onların artık benim anılarımdan çıkası vardı. Hırsızın peşine takılıp gittiler. Bu çağda kişinin evinin dahi güvenli bir yer olmadığını bir kere daha öğrendim. Kıymetli hiç birşeye sahip olmamak gerektiğini anladım. Bir de bana ait herşeyle kurduğum o duygusal bağın zararlı olduğunu... Tanıyanlar bilir yüzük delisi olduğumu, takısısz denize bile girmediğimi. OHHH ferahlık hepsi gitti!!!! Yerlerine birşeyler aldım ama kaybedip duruyorum & umursamıyorum. Çünkü herşey bırakıp gidiyor ister istemez varsın onlar da gitsin yeter ki hala yerine koyacak gücüm olsun.
Biraz da o düzeltsin kendini; kişileri olduğu gibi kabul et Sed. Bırak yorma kendini o görsün o düzeltsin kırpık kırık köşelerini her koyunun asılacağı bacak aha da şu kendi bacaklarıdır buna da engel olacak öyle bir güç, dirayet verilmedi kızım sana!!! Ki bence 2011'e dair en önemlisi budur bunca laf kalabalığımın. Bazen alen bile olsa yürüyp geçmeyi bileceksin, bilmiyorsan öğreneceksin.
PS:
Nihat gel hadi anlatacaklarım birikti bak bloglara döker oldum:)



1 yorum:

gn hanım dedi ki...

birde bu yazını okuyunca farkettim özlemişim uykusundan uyanan sed i:)