26 Ocak 2011 Çarşamba

Biri olmazsa biri daha

Erkeklerin huyudur, çabucak alışırlar kendi işlerini kendileri yapan kadınlara. Kadının elinden her iş geleni, başkasına muhtaç olmayanı, işi gücü olanı, kendi kendine aşık olup kendi kendine terk edeni, zaten kendiliğinden seksi, zaten kendiliğinden şefkatli, hem eğitimli, her yere kola takılıp götürülebileni, ama en çok laf söz dinleyeni, tam bir köpek gibi eğitilebileni, ses yükselince susmayı bileni kısaca erkeğin daha çok işine gelir. Bu da yetmez aynı fırsatlardan faydalanmaya başlar olanı da sömürmeye kadar gider.
Hem bir erkek arkadaş gibidir, hem de kadın. Onun yüzüne bakarak rahatlıkla küfür edebilir, üstelik onu bakmak zorunda da değildir. Ne de olsa o zaten çalışıp hem kendini hem erkeğini bakabilmektedir.
Tuhaftır ama erkeklerin hemen hepsi her yaşta aynıdır. Değişmez, sekmez. Kocaymış, sevgiliymiş, patronmuş, evlatmış, devlet adamıymış, kimmiş, neymiş fark etmez. Kadınlarla iletişimlerinde kıtlık vardır her daim. Kadın kadındır işte adı üzerinde. Görevleri vardır yapar, itaatkardır.
İş hayatında öncelik onundur, kapı açılınca önce o çıkar, gemi batıyordur ilk o kurtarılır. İyi yanları değil işin kötü yanlarıdır hepsi.. Kadını çalıştırması da laf geçirmesi de kolaydır. Kapıdan çıkarken kalçasına bakılır, gemiden kurtarılır ki soy yürüsün, soyad yürüsün. Kendi aralarında üstünlük savaşının simgesidir kadın. Kadını daha güzel, daha başarılı, daha becerikli erkeğin keyfi tuttuğu takımın 5 golle rakiplerini yenip şampiyon olmasına denktir.
Kendi ellerinden bir iş gelmediği gibi elinden iş gelen kadını beyenir, tercih eder fakat içten içe de kıskanır. Kadın için kıskanılmak "sevgi ölçer" gibi çalışır. "Ne kadar çok kıskanılıyorsan o kadar seviliyorsundur" külttür. Oysa ne kadar kıskanılıyorsan o kadar eziliyorsun, ne kadar kıskanılıyorsan özgüven eksikliğinin kurbanısın, ne kadar kıskanılıyorsan o kadar özgürlüğün kısıtlanıyor & kullanılıyorsun hiçbir kadının aklına gelmez. Çünkü işine de gelmez.
Düşünsene kadın almış başını önüne bütün bunları görüp, düşünüyor! Tam bir felaket değil mi? Felaket değilse ne?
Erkeğin "bulunmaz Hint kumaşı" formatına geçtiği, gün be gün tercihlerini değiştirdiği, elinin altında binlerce daha güzel, o ne olursa olsun sadece sevgili sahibi olabilmek için pervane olan, çalışan, becerekli, hep bir üstü, hep bir fazlası kadını bulabilmenin parmak şıklatmak kadar kolay olduğu bir zamanda yaşar. Üstelik bu türünün sayısı da git gide azalıyor ne de olsa "gay"lik müessesi başladı, hem daha çok sosyallik, hem daha çok para yapıyor.
Üstelik bir erkeğin bir kadına bir defa sahip olması yeterlidir. Artık evlenseler de boşansalar da, işe girip işten çıksalar da, kız evlatları bile olsa kadın erkeğin bir kere malı olmuştur bunu da kimse değiştiremez. Bunun içindir ki damatlar pek sevilmez, boşanan kadının sevgili yapıp yapmadığı hafiye gibi kollanır, eski sevgili yeni sevgili yapınca yeni dayağı hakeder.
Fakat bütün bunların yanında o sevgili de değiştirebilir, yeniden evlenebilir. O özgürdür ona kimse dokunamaz. Sokakta limon satıp para kazanacak kadar özgür & rahat.
Ağızından çıkanı kulakları duymayacak kadar gevşek.
Densiz denebilir bazen.
Ne yaptığını asla bilmek zorunda da değildir çünkü bir erkek olarak emindir ki onu annesi gibi sevecek, koşulsuz, şartsız bütün kusurlarıyla kabul edecek, başında taşıyacak, kalbi kırılsa bile içine atacak, üzülse bile gülümseyecek bir kadın daima vardır, olacaktır.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

içim şooldu hevet gıcıklanıorum

esmea dedi ki...

bazi durumlari dillendirmekten hep korkan ben; bu yaziyi okumaktan korkmadim, hoslandim.

tebrik ederim.