16 Aralık 2010 Perşembe

Alıntı-

Bozcaada'da Rum tarafından yukarı doğru yürüdüğünde, tepede bir ev vardı duvarında oturmuştuk. hatırlar mısın? Şimdi orda olmayı isterdim.
O duvardaki huzur içime dolsun, akşamın havası yüzüme değsin.
Üstümdeki hırkamla mutluydum aslında, naylon babetlerim, kot şortumla...
Makyajsız yüzüm,
bunların hepsini toplayınca dertsiz başım ağrısız kafam gibi geliyorlar.
Oysa şu an başım ağrıyor!
O kadar çok ağrıyor ki- çatlasa kurtulsam.
Hiç kolunu koparıp atmak istedin mi?
Kalbini sökmek?
Beynine dur diye yalvarmak?

Bozcaada'da o duvarın üstüne gidelim hadi
Herkesten uzak
Sessiz, naylon babetlerin vıcırtısını duyduğumuz
Huzurun olduğu bir yerlere gidelim hadi
Huzur neyse nerdeyse oraya
Herkesten uzak kendimize yakın
İçimize yakın
Ruhlarımızı kimsenin eğp bükemeyeceği
Kalbimizi kimsenin ezip acıtamayacağı

Şu oturduğum koltuktaki gözyaşlarım
Birikse kocaman bir okyanuz olsa
Bir cımbızın ucuyla yakalasam
Atsam tek tek istemediklerimi içne
Sifonu çektiğinde
Suyun klozetin içinden hortum gibi
Yükselip geri çekilişi gibi
O okyanusta yok olsalar

Ne fena kimseye kızmış değilim aslında
Yüzüm acıyor fena
Boğazım & boynum aynı anda zonkluyor
Sadece üzülüyorum
Jack Daniels'la en iyi arkadaş olası geliyor insanın
Ama onu bile yapmak için güç gerekiyor
Gücümü emenleri tek tek cımbızlasaydım
Okyanus onları içine çekseydi
Kötü müyüm ben neyim?
Oysa Bozcaada'da o duvarın üstünde oturup
Ayaklarımı aşağı sallarken
Damarlarımda akan huzur cennetimin bekçisiydi...

Hiç yorum yok: