9 Kasım 2010 Salı

Samantha olmam lazım

Sabahtan beri bekleyen yazım!
Yazmasam daha iyi artık aslında çünkü yıldım az önce son bıktım tükettim.
Blog içinde tek bir düğmeye dokundum & BİTTİ!
Bütün herşey değişti artık o eski blogum değilsin.
Alıştığın şeylerden vazgeçmek ne zor özellikle benim gibi tuhaflar için..
Marangoz olsan tek bir tip sandalye yapardım, boyacı olsam tek bir renk boya ile boya, dişçi olsam tek bildiğim dolguyu herhalde!
Aslında severim yaratıcılığı ama güven sorunum var var böyle dağlara köylere sığmayan!
"Ya eskisi gibi olmazsa?!"
Ya olmazsa olmaz bırak yenisine de elbet alışırsın di mi?!
Cık di değil alışamam, o tadı ararım, kokuyu, yabancı gelir hepsi bana, bağlarıma bağlıyım ben.
Blogum şu an yani mecbur kalıp eskisine benzetmeye çalıştığım "yeni" haliyle büsbütün başka bana. Sanki şifresini kırıp başkasının bloguna girdim ordan yazıyorum.
Tek bir düğmeye dokundum burda dünya değişti ne yazacaktıysam artık kelimesi kalmadı!
Saçımı başımı yolmayacağım ama bir müddet bu hale alışamayacağım da kesin.
Zaten yine o sevimsiz uyandığım sabahlardan biriydi.
Gel-git akıllı olduğum için...
Bugün en çok Şükrü'ye kılım mesela bazen şalteri indirip kalıyor, elektirik akımı söz konusu değil.
Sonra müşteri temsilcisine kılım- tam "Aileme sözüm var üniversiteyi bitireceğim en geç bu sene" diyen fakat o üniversitenin kapısından hiç girmeyen erkek profili var ya heh - o model!
Bütün bunların yanı sıra blogda kılbaz listemde! Herşey değişmiş başka bir bloga uyandım bu sabah!
Kafamın içi kazan gibi dolu dopdolu.
Günler hızlı geçiyor ya bazen sözüm yok ilerisi için yapacaklarım çabuk geliyor en azından.
Şöyle bir parmağımı çevirmemle Samantha olabilsem keşke!

1 yorum:

Tanya's dedi ki...

Aaa ancak bakabildim,netsel sıkıntılarım sebebiyle, saate bak ha,şükrü birazdan sabitler yine, yatayım da ancak uyumlanırım sizin saate.

bu blog pek sade olmuş.