19 Ekim 2010 Salı

Hee şimdi "Sabah sabah bu Lady Gaga pozu da nesi? di mi? Şusu; ofiste sabah ben, Hobit & Patrondan başka kimse olmayınca iş başa düştü. Napıcaktım "Yaee patron bi bakar mısın, bi fotoraf çekineblir miyiz bloaaa koycam da?" mı dicektim!
Okonomik krizi de göze alarak susup fotomu kendim çektim. Al canım!



Dün tv karşısında oturup hobü yaparken bir siyasi tartışma programında "sıfatlar" dikkatimi çekti. Normalde aptal sarışın moduna alıyorum kendimi böylece hayat bazen daha kolay oluyo ama sarışın modum bile etkilendi o sıftalardan.
Sürekli bölmek, bölünmek bunlardan bahsediliyor, referandum sonrası Yök-başörtü olayları, bu ülke de artık herkes eşarp mı takacak takmayan dışlanacak mı, ama bu topraklarda sadece müslümanlar yaşamıyor falan bir sürü konu gündemde ya.. Neyse yine bunları tartışıyorlar fakat ben ekrana bakmıyor olsam bile kendimi "endişeli modernler", "seçkin muhafazakarlar", "eşitliğe yakın", "sağa sıcak" gibi saçma sapan sıfat & terimlerden alamıyorum.
Pardon kimin kafasını karıştırmaya çalışıyorsunuz!
Çünkü bunlar kimseye bir kitaptan yada bir okulda falan öğretilmiyor. Ayrıca daha sağını solunu yeni yeni anlamaya başlamış bir toplumdan söz ediyoruz. Yazılı terimleri daha ayırt edememişken bu nesi? Neden lafla bölmek insanları, neden kafalara bunun sokulmak istenmesi, bu kadar ayrı, bu kadar çok çeşitten "bir toplum" olunabilinir mi?
Bu "ayrılık" sıfatlanadırmalar neden!
Çünkü artık sıkıcı oldu. Hepimiz kendimizi sarışın moduna alsak bile katlanılmaz bir hal alıyor. Her söz alan, söz hakkı olan demiyorum, ağzına bir mikrofon tutulup, önüne konuşması & bunu milyonlara duyurması için bir platform konulan herkes neden bir takım sıfatlarla ayrımcılık yoluna gidiyor.
Referandum'a evet yada hayır demek bir ayrımcılığın su yüzüne çıkması mıydı? Çünkü referandum sürekli demokrasi ile birlikte yanyana okundu. Öyle değilse kim kandırılıyor?
Kişilerin içinde hep ayrımcılık mı vardır?
Belli ki var.
Ülkenin durumu belli, yaşanan & aşağı yukarı yaşanacaklar ortada. Bugün olup bitenlerden biz değil ne yazık ki bizim çocuklarımız, torunlarımız etkilenecekler. Tıpkı zamanında yanlış yönlendrilmiş bir takım ekonomilerden, politikadan, yönetimden bugün bizim etkilenip nashibimizi aldığımız gibi.
Demem o ki, bu kafalarla ileri bir adım atmak mümkün değil. İlk sözümüz kendimizi ayrımcı sıfatımızla tanıtmak olursa - Merhaba ben seçkin modern Kutbak Zurzak!- öyleyse demokratik bir sistem umut etmemeliyiz. Bir laf vardır "her kafadan bir ses çıkmak" diye. O sesler yok olur gider, sesi çıkaranlar da kaynar gider.
Sıfatlardan, terimlerden & bütün bunların içindeki ana, özfikir olan ayrımcılıktan sıkıldım. İnsan insandır, insan gibi muamele görmeyi ancak insan gibi davranırsa hak eder.
* * *
Ya tam hobümü anlatıcaktım siyaset girdi araya! Neyse höbüm bitsin anlatacağım zaten.
Bugün giydiğim şeylerin yine bir savı var şöyle ki;
Üstü fıstık yeşili tülle kaplı, siyah beyaz çizgili eteği ben diktim. Standartların dışına çıkmayı öneriyorum bu eteğimde!
O rengarenk çoraplar yine Bijenkorf aslında bir sürü tezatın bir araya geldiğinde bir uyumu yakalayabileceğini öneriyor.
Omuzları kabarık bluzum Primark her ne olursa olsun dimdik ayakta dur !diyor
Tozluklarım Aldo, mavi bootieler de Bershka!
Bütün bunları tek tek niye mi yazıyorum; ayrı ayrı yerlerden gelmiş olsalar bile bir araya geldiklerinde daha bir şık durdukları için.
* * *

1 yorum:

Tanya's dedi ki...

Ben biraz erken geleyim bari..