4 Eylül 2010 Cumartesi

Kalıcı-Geçici-Sen-Ben-Arkadaş-Kırık-Gülen-Anı

Gençlik böyle bir şey işte...
Hayat tüm zamanını içinde geçirdiğin bir hızlı trende cam kenarı bir koltukta yolculuk yapmak gibi geçiyor.
Camdan bakarken yakalayamadığın onca şey, bakarken görmediğin, bir renkler & haraketler tünelinden geçerken gözlerini kocaman açamak gibi.
Gençlik içinde sürekli ikilemlerin, sürekli şüphe & kaygının prdan oraya taşınması..
Bugün buradasın bir takım tercihlerin seni getirdiği bir yerde, seçtiklerini doğrusunun üzerinde bir nokta gibi duruyorsun.
Seçimler gençlik boyu bitmek bilmeyen kepek gibiler kafanda.
Bence gençliğin uzunca bir bölümü seçimlerinden üzülüp ağlamakla geçiyor.
Tercih ettiğin sevgilini terk ederken, istediğin işe hiç giremediğinden, eskisi kadar güzel olmadığından yada hayatı sadece"güzel" olmak sanarak yaşamaktan...
Gençikte kimse bilmez aslında "kendim" ne kadar değerliyim diye.
Bir küçük kalp kırıklığı gibi başlar gençlik büyür büyür başa çıkamazsın.
Oysa gelip geçici herşey, sevgililer, işler, güzellikler zaman elinde su gibi, bildin mi, avcunda suyu hiç hayal ettin mi?
Kimse kötü değil aslında o koca gençlik boyu kötü gelen yada hiç birşey, elinden de kayıp giden birşey yok aslında.
Sonu gelip de birgün hala sağlığın varsa anılarını hatırlayacak, tek tek isimlerini sayacak hayatına girip çıkanların, saçlarını tararken tarayacak saçların varsa, dinlediğin müziklerde anılarını ışıldatan sözler ediyorsa, seni dinlemek için hala birileri varsa çünkü anlatacakların çok keyifli, çok güzel, çok eğlenceli diye...
Zaman çok tuhaf oyunları var adeta.
Gözlerimi açıp bu sabah uyandığım için hissettiğim tek birşey bile yoksa zaman çok tuhaf.. İçimde de o heves yoksa...
"Herşey gelip geçici kızım" der anneannem, doğru der. Dedem bugün beni tanımıyor, bana verdiği harçlıklarla yediğim şekerlemeleri, kağıt bebekleri, akşam sofraya oturmak için açlıktan kıvransam bile onu beklediğimi..
Babam bugün olduğu yerde doğduğum gğn askerden kaçıp beni görmeye geldiğini hatırlamıyor.
En iyi arkadaşlarımdan birisi birlikte kopya çektiğimizi hatırlamıyor.
Biri kendini hiç hatırlamıyor...
Biri gidiyor, biri ölüyor..
Herşey gelip geçici bir sen kalıcı, sen seninle kaldığında hatırladıkların kalıcı, o anılar kafanda uçuşurken dolan gözlerin yazık, gülen dudakların çok şanslı..
Tercih yapıyorsun ya sonunda dudak kenarlarını yukarı doğru gerip , içinden hakim olmayacağın bir ses çıkaracak olanı seçmek tek kalıcı..

3 yorum:

Adsız dedi ki...

sedd bu yazı 30 lu yaşlara merhaba diyen ve hayatını sürekli didikleyen ve de geçmişiyle yaşayan kadınların yazısı olmuşş...ben yazsam bu kadar olur du diyebilirm bi sürü insan da diyebilir peek tabiii..ama şu ki en önemlii şey kendi varlığınn mutluuluğun yansıman...bence sen de artık farkındasınn..herseyy güzel olsun,geç olsunn mühim değil...sevgiyle
sezin

zeya dedi ki...

sed 35 'e yaklaşınca o didiklemeler durulup insan kendini aynada çevre faktörü olmaksızın görüyor ve gördüğünü seviyor. Kimse hatırlamasa da kendi hatırladıkları yetiyor.
Ne çok didiklemişim kendimi en güzel anlarda pişmanlığı yaşıyor sadece :):):)

asmabahce dedi ki...

sedo mazo seni