27 Ağustos 2010 Cuma

İç Ses Birgün Ses Verirse

Bir kadına menstruasyon zamanı yaklaşmamayı yada nasıl yaklaşacağını iyi bileceksin.
Bahsettiğim kadın o gün Erkin Koray'dan "Sevince" dinliyor & klibi seyrederken ağlıyor olabilir..
Çocukluktan kalma bir utançla aynı klipte öpüşen çifte bakamadığından, gözlerini yumuyor olabilir.
Bir dakika sonra "hihi" kadar gülünecek şeye kahkaha atarak yerlerde yuvarlanabilir.
Demem o ki kadına menstruasyon zamanı yaklaşmanın püf noktalarını bilmiyorsan ordan geçme!
Bu sözüm sadece erkeklere değil!Çünkü kadınlar da, kadınların aynı dönemlerinde kopmuş mahluklar olduklarını unutacak hatta buna duyarsız kalacak kadar odun olabiliyorlar.
"Kimi zamanlar en iyisi alttan almaktır" filozofisi hiçbir kadında yoktur.
Zaten bence kadınlar kadınları sevmezler:) Haz etmez, uzak bile dururlar! "BİR KADININ EN BÜYÜK DÜŞMANI YİNE BİR KADINDIR!" der babam:)
......Burasında kaldım paragrafın.. bokladım bokladım şimdi ne yazacağım devamında bilemedim.
Kendime bok sürmek oldu:) Ama bencilimdir, burnum düşse eğilip almam, hep dev aynasına bakarım, en güzelimdir, en akıllı, en, yahu ben mükemmelim nası böyle berbat olabilirim ki!
Yani ben bunların en iyisini bilimiyor muyum zaten?!
Yo yo yo.. burdan başlayarak yeniden yazıyorum, bir kadın bir kadının kuyusunu asla kazmaz, dedikodu kesinlikle yapmaz, acınılıcak hale düşse elinden tutar bir kazık da o atmaz, zaten bir kadın asla başka bir kadından kendini daha üstün görmez yo yo yo yapmaz.
Oh iyi geldi, böyle gerçekleri ap açık yazınca, şimdi oldu kendimi "en iyi"lerin arasına koydum:)
.......Hiç giyisim yoktur günler vardır ya, "Aiiiiiiiii giyicek tek bişi yok dolapta"- zavallı dolaptan patlamak, çatlamak üzerelik gıcırtıları gelmekte, kapaklar açılsa kapanmamakta, kapansa açılmamakta- "ciddiyim yok!".
Bir de hiç kimsem yok günler var, "Derdimi anlatacak kimsem yok, yok işte yok, kim anlar kim dinler" - telefon zar zar çalıyor arkada çatlicak ama kapris sebebiyle açılmamakta, bu arada arayan orda patlıyor meraktan nooldu buna öldü mü kaldı mı- "arayan soranım yok ben yalnızım!"Hiç tadım yok günler, "Mutsuzum, mutsuzum!"- aç değilsin, açık değilsin, ama biri canını çok sıkmış belli ki cevap da verememişsin, üstüne de gelmiş, bütün gemilerini yakmış, belki iyilikle yapmış, belki hıyarlıkla yapmış ama mikmiş işte keyif meyif bırakmamış- "......".
.......
Biliyor musun bılog bir hastalık var sadece ses telleirnde oluyor. Ben de anlatan doktorun yalancısıyım doktorluktan değil bu atış tutuş, ses telleri su topluyor, enfeksiyon diyeceğim ama olmayacak karıştırmıyorum, bu su baloncukları sesin çatallı & kısık çıkmasına sebep oluyor. Bir çeşit ameliyatla onları ordan almak mümkün fakat ertesi gün aynı baloncukların yerlerini özleyip yeniden gelip gelmeyecekleri konusunda bir garanti yok. Böyle bir durumda ne yapmak gerek, mümkünse konuşmamak:O, en küçük sesinle, kurabildiğin en kısa cümleleri kurmak, bağırmak falan asla!, sıcak& soğuk nunca!, hasta da olmicaksın üşüteyim falan deme kesinlikle, hep ılık, hep ılıman, hep sakn bir kimlik edinmek gerek! Yada sonsuza kadar sesine veda, arkasından beyaz mendil salla mesela.Buna benzer kronik birşey daha var o da yine boğaz, boyun etrafında.. Alınamayan & komple dengeni bozan bişi, bir minicik ilaçla hayatını devam ettirriyorsun. Bunların genetik olduğu kanısındayım. Hatta doktorun bir lafı hiç unutmam "Stres yapmicaksın bütün hastalıkların başı sİtres" diyor. Gergin bünye hastalıkları bunlar, bak ol bi usul nası olacaksın minnoş gibi allah seni inandırsın.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Şeyden sıkıldım en çok 2 ara 1 dereden.Kafamı yordu içine etti yemin ederim.Bazen diyorum hay ananın halı dokuma tezgahı!Düzen insanı değil misin nesin, itlik mi var kanında, öğlen uykuya yatırmadılar mı bebekken anlamadım gitti.
Kafam yorgana karışmış, çarşafın arasına kaçmış teki kayıp çorap gibi.
Duvardan yukarı diktim kendimi soruyorum " Hep sen mi haklısın?" bu soruya "EVET"i bastığım gün rahat edicem!
Az kaldı tabi sen her önüne gelen "EVET" basma da!
/ / / / / / / / / /
Bugün birine söylemem gereken 2 "araba" lafım var.Ya söylicem yada bir kırık kolum daha olacak.
Zamanın da alçıya alınmamış diğer her yanım gibi bu da kırılıp öyle kalacak.
Yerinden oynayan kemikler bir daha düzelmiyorlar, zamanında yapılmayan alçının dönüşü yok.
Nokta.

2 yorum:

İLKAY dedi ki...

Ay sed sanki karşımdasın da bir konuşmaya başladın susmacasına gibi okudum. Sanki arada ...ebeee... hü... eee... hımmm... efektleri ile konuya girmem veya cevap vermem gerekiyormuş da veremiyormuşum gibi...

SED dedi ki...

İlkay,

:)
konuştum ben de ondandır:)
konuşmadan anlatamayacaktım:)