6 Temmuz 2010 Salı

Meğer nazar...

Bundan 20 yıl önce bir Cumartesi akşamı annem, babam & onların bir takım arkadaşları o zamanın yaygın eğlencesi sazlı-sözlü bir akşam yemeğine gitmiştik.
O gece babamla pistte dans ettik. Babamın ayakları üzerinde...
O hafta Pazartesi okula giderken trafik kazası geçirdim. 2 bacağım, beni 1 yıl yataklık edecek kadar kırık, yüzüm güzüm dikişli "dar" bir hatıra...
Hala izlerini taşıyorum, baktığımda elimi yumruk yapıyor, bacağımı & ayaklarımı kasıyorum. Biri bir kazadan söz etti mi hala sızlıyor bir yerlerim, hala gergin filmler izleyemiyorum...
Kazadan bana kalan izler & aşırı hissi algı harici bir de nazar boncukları.
Bir şekilde ailemizin nazara geldiğine inanıyorum.. Korumak için çok şaman bir inanç olsa bile nazar boncukları takıyorum.

Bugün yine öyle günlerden biri...
Anneannemin bana verdiği nazar boncuklu bileziği Nigger'a verdim.
Başına-"larına" gelen zamansız bir takım talihsizliklerden korumak istedim.
Sonra gidip başka nazar boncukları aldım onlar için fakat onlarda kırıldı... Umursamadım kötü birşeylerin de onlarla beraber kırılıp yok olduğunu düşünerek derin nefes aldım..
2 gecedir, 1 gram uyku uyuyamamış olmamı düşündüm, daha kötü şeylerin olmamasını düşündüm meğer benim "nazar" dediğim şeyin aslında ne kadar tuhaf bir güç olduğunu fark ettim.

Kötülükler her nasılsa birikip patlıyor sonunda patlayan sadece nazar boncukları olsa...
Belki de sadece bunun için takıyorum onları kurşun geçirmez yelek yada zırh misali..
Meğer nazar anneannemin dediği kadar varmış "yakar yıkar kızım".

Hiç yorum yok: