25 Haziran 2010 Cuma

Kayıt 287

Ben de tam kurtuldum diyordum! Yıllardır şişmemişti bağdemciklerim. Zamanında hergün şişer & patlarlardı. İşte bu sevinç içinde yaz kış dondurma yiyordum. Derken dün akşam tam, tammmm Aşk-ı Memnu izlerken, içli içli yutkunurken yutkunamadım:O

O da nesi boğazımda, boynumda, aman yarabbi böğrümde bir sancı.. Yok ya bu kadar üzülmüş olabilir miyim Bihter'in intiharına?! Pes! Bir yudum su içeyim. Ananem yapardı hıçkırdın daya suyu, ağladın daya suyu, düştün daya suyu, su gibi aziz ol.. Ay yok olamıyorum acıyo!

Ağladım ağlicam o kadar canım acıyo ki, şiş bademcikle yutkunmayalı yıl olmuş formdan düşmüşüm. Onun taktiklerini bilirdim ben beaah! İnadına ne çok yutkunmak istiyorum.. Nane limon, bal zencefil, karabiber karanfil artık allah ne verdiyse diycem ama bunlar bildiğin cadı işi..

Gece de ateşim çıkmış belli ki sabaha kadar rüyamda dr. erol'un annesiyle telefonda konuşup durdum. Sabah gözlerim açılmıyor tabiii.. İşte şu an ilkokul 1'de olaydım. Kollarımı açaydım gitme diyeydim... Mümkün değil başımda annem gibi bir Alman varken. Her türlü okula gönderirdi beni. Ateşli, ishalli, kusarak, ağlayarak anneme okula gitmemek için hiçbir yol sökmezdi.

Hatta bir seferinde anaokuluna giderken sabah kahvaltıda direniş var. "Yemicem" diye. Tabi Katerina Derya başımda, hey gidi Malkoçoğlu'nun torunu ard arda tıkıyo ağzıma masadaki herşeyi. "Ye" diyorum, gözü dönmüş düşmana karşı tek çare yemek, Allahım kurtar beni, kapı çalsın ananem yetişsin, servisdeki çocuklar bu halimi görüp hep bir ağızdan ağlasın, komşu sesimi duyup kapıyı kırıp içer girsin annemin elinden kaşığı alsın.. Yok tabi Katerina pes etmiyor, bal, peynir, yumurta, domates, zeytin derkeeeeen benden booooooooooooooeeeeeeeeeeek, jjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjjj diye bir takım ses, koku & çeşitli atıklar!

Aynı anda ishal & kusmuk! Katerina ağlamaya başladı o an.. Okula da öğlenden sonra gittim yanlış hatırlamıyorsam. Neyse bu sabah ilkokul 1,5, 10 fark etmezdi boşuna sabah sabah saçmalıyorum. Kalkıp geldim işe. Titreşim, acı, ağlamaklı bir hal.. Garajda dün akşam görüp mam verdiğim kedi yavrusu, yağmurdan kaçmış merdivenin kenarında titreşiyordu.

Bizim Ay geldi aklıma..İlk bulduğumuzda ne versek öküz gibi yiyor, grrrrrrrlayıp yine yiyordu göbeği patlicak gibiydi. Arabadan aldım mama döktüm önüne, bir de su ohhhh!!! Anaç mıyım neyim.. Sanki benim yavrum o. Bir dert, bir tasa binbir senaryo.. Ya şimdi "Günaydın"dediğim şu yaşlı komşu arabasını çıkartırken ezerse bu miniği zaten siyah görünmüyor aptal da biraz bu kesin ezilir! Adamın daire numarası kaç acaba gidip bulup öldürürüm. Yok lan! o kadar da abartma adam beni kedi beslerken gördü demek ki ezmez dikkatli gider. Lan geri, daha 2 gün önce adam Nişantaşı'nda mı Şişli'de mi ne kırmızıda geçip kızı ezip öldürmedi mi! Bu arada minik bana yazılıyor benim kedim olası var. Tırs tırs uzaklaştım tabi ordan.. Onu mamayla suyla oyalayarak.

Ya işte yağmurlu bir Haziran sabahı, Bihter'de öldü zaten, bademcik şiş.. Saçma bir espiriklik hali bende ateşten olsa gerek. Yarın da yağarsa valla artık karışmicam işinize!

3 yorum:

Chilek dedi ki...

çok geçmiş olsun:(

SED dedi ki...

aiiii çok teşekkür ederm çilek:)

Tanya's dedi ki...

Ay..çabuk iyileş..hasta hasta çok fena olursun sen etrafa hehehe.

Ay Bihter öldü mü sonunda? bitti dizi çok şükür?