28 Haziran 2010 Pazartesi

Dolunay

Nereye gitsem orda bir itiş kakış.. Hayır üzülüyor insan! Çünkü bazı itiş kakışları lafla da düzeltemiyorsun.
Bunları mecburen dolunaya bağlıyorum. Mesela ben doğduğum gece annem doğum yaparken elektrikler kesilmiş. Kolay değil devrim çocuğu sayılırız. Daha karne yeni kalkıyordu ben doğarken.. O gece dolunay varmış annem saati değil sadece dolunayı, doğurduğu kızın kulaklarında tüylerini & bütün bebeklerin gözleri kapalıyken benimkilerin açık oluşunu hatırlıyor.
Doğumgünümde mutlaka birşeyi bahane edip "zaten" ağlayabildiğim için dolunay olmamasını tercih ederim hep.. Anormal bir etkisi kesin var. Özellikle çok tanrılı dinlerde dolunay dedin mi akan sular durduğuna göre var bir hikmeti.
Güzellik yarışmalarında kızlar hep "Barış dolu bir dünya için çalışacağım" der ya, bu aralar bütün o kızların birleşip çalışmaya başlamalarını talep ediyorum.
Birde son günlerde hani "ne yesem gaz yapıyor" var ya aynen o misal yanımda ne söyleseler rüyama giriyor. Dün kızlara saçmalık rüyalarımı anlatırken "Sen rüyalarını yazsana" dediler. Yazılacak kadar komik!
Mesela kaç rüyadır Çin, Pekin,Beijing almış gidiyor. Ananem & bizim patron birkaç rüyadır başrol.. Özellikle bir tekerlekli sandalye var ki hep baş eşya!
Fakat rüyalar hep saçma, kamera şakası kadar saçma.. Bak kızlara anlatmaya utanmadım ama burda yazmaya utanıyorum:)
Bu arada Gazolin kusura bakmasın ama düğününe gidemiyorum! Kendi kişisel tercihim, kendimle ters düşmemek için bunu yapıyorum. Ben "negatif & üzüntülü" insanlarla görüşmeyecektim ya yüzüm "Roza" dökmeye başladı başlayalı işte tam bu sebepten.
Kişilerin evlilikleri eğlenceli olmalı olmuyorsa zaten evlenmesinler! Balık baştan kokar lafıyla büyütülenlerdenim! Çok üzgünüm ama Gazolin'in evliliği baştan kokuyor & ben o kokuyu almak istemiyorum.
Bu sabah arabada 3 çocukla itişerek bir yere gitmeye çalışan bir kadın gördüm & olmak istediğim son kişi bile değildi. "Son". Ben mutlu olmak istiyorum, huzurlu, hatta hiç yaşlanmadan, yaşlansam bile hayat dolu, gözleri ışıldayan hep komik anıları olan, üzüntüyü, acıyı hiç tatmamış, yanında olmaktan haz duyulunacak bir kadın olmak istiyorum.
Hep bunu istedim. Babaannem olmak istemedim, babam olmak istemedim, birilerinin kalplerini kırık parçalarıyla devam edilecek bir hayat benim için umut taşımıyor.
Ve aynı şekilde kalbimin&ruhumun kırıklarının da kimse de kalmasını istemiyorum.
Dolunayın parçalayıcı bir etkisi var bu sabah uyandığımda olmak stediğim tek kişi bendim.
Çok mu "ben"li cümleler kuruyorum, bencilleştim mi onu anlayamadım ama bencillik benim aradığım mutluluk, huzur & kırıkların-kırıklıkların olmadığı bir yaşamsa evet bencillik tercihim olacaktır.
Bu dolunayın kırıklarının en kısa zamanda sarılıp, düzelmesini diliyorum!

2 yorum:

zeya dedi ki...

bu sabah uyandığımda olmak istediğim tek kişi bendim. bu söz gelinen son noktadır :):):)

Ayy Sed senle bu Temmuz bir düğünde karşılaşma ihtimali var mı yada bekarlığa vedalardan birinde :):):)

çınar dedi ki...

ayyy sed bu yazdıklarından bende istiyorumda bu bencillik sonradan öğrenilebilir mi