29 Haziran 2010 Salı

Bu yaşımdan sonra...

Bu yaşımdan sonra diye abartarak kendime gaz vermeye çalışıyorum. Özellikle ay sonunda cebimde kalan 0lira ile yapabileceklerimi hayal ederek.
Çünkü bu yaşımda değilken yani bundan çok önce hep bu yaşıma gelince babamdan harçlık almayarak daha çok param olacağını sanırdım. Çalışınca, insanın kendi parası olunca garip bir şekilde rahat ettiğini düşünürdüm.
O zamanlar rol modelimin annem veya babam olduğu düşünülürse ki ikiside çalışıyorlardı, ben hep okulum bitip iş bulunca onlardan daha iyi bir yaşam süreceğim doğrultusunda hesap yapardım.
Fakat hesaplarım benim umduğum yönde gitmektense ülke ekonomisinin & işverenlerin ekonomisinin doğrultusunda giderek annemin&babamın yaşadığı hayata bile hasret bıraktı diyebilirim.
Onlar en az bir akşam dışarda yerlerdi, en az 2 haftada 1 sinemaya giderlerdi, evleri, arabaları, yazlıkları & kolejde okuyan bir evlatları vardı. Yılda 2 hafta keyiflerince tatil yaparlar, oldukça da sık alışverişe çıkarlardı. Bizim evin mutfağı arkadaş çevremdeki en popüler mutfaktı. Okul çıkışında bize gelinir ne var ne yok yenir çok da eğlenilirdi.
Bugün haftada 1 akşam dışarıda yemek "tek" kişi yediğimde cebimdeki paranın suyunu çekeceğinden, 2 haftada 1 sinemaya gitmek şahsım için çok uçuk olduğundan, hala evim yokken araba almaya çalıştığımda elimi her cebime attığımda rastlaştığım bozuk parayla ancak yürüyüş yapabildiğimden, hiç çocuğum&kocam hatta bir kedim bile yokken, yılda 2 hafta tatil yapacak olsam 1ini ancak evde geçirmek suretiyle ki o 2. hafta komple hayal ürünü, sık alışverişe ancak pazara çıkabilecekken, bizim dolapta fare düşse kafasını patlatabilecek kadar boş olduğundan yaktığı elektirik sebebiyle fişini çekmeyi düşünürken bu yaşımda değilken olabileceğini tahmin ettiğim şeyin yanından bile geçmediğimi fark ediyorum.
Özüne bakarsak, bana yapılan yatırıma göre sonucu fiyasko & zaman zaman ben bundan utanıyorum.
Benim hayatı algılayışıma göre 30umda yukarıda saydıklarımın çoğuna sahip olmuş olmalıydım. 5 sene sonra rahat edecek bir duruma gelmeliydim. Artık buna kadesizlik mi, talihsizlik mi ne denir bilemedim ama önüme konulan hayat & yaşamayı düşündüğüm hayat birbirlerinden çok farklı tartışılmaz.
Şimdi bu yaşımdan sonra şarkıcı olamayacağıma göre, futbolcu olamayacağıma, manken olamayacağıma, dansöz olamayacağıma, oyuncu, düttürücü, öttürücü, alıcı-verici satıcı olamayacağıma göre düzeni bu hale getirenlerin, başlarını bir örtünün altına sokmayı bahane ederek insanları utandırıp, bezdirip yavaş yavaş da yok etme çalışmalarının başarılı olduğunu kendime bakarak onaylayabilirim.
Ben küçükken bana ayıp denilenlerin, bugünün kiçiklerine öğüt olması kendimi iyiden iyiye çağdışı hissetmeme de ayrıca sebep oluyor. Çünkü o zamanlar ilkeler, doğrular, antlar vardı. İşletme okumak herkes için çok büyük başarı sayılırken bugünlerde okumadan meşhur olmak başarı sayılmaya başlandı. Meşgul ettiğim sıralar için utanıyorum sanırım, bana okusun çocuk diye yatırılan paralara da yazık oldu herhalde..
Ekmeğin fiyatını da bilmiyorum. 5 çocukla- çocuk yetiştirdik- diyenleri de tebrik ediyorum hepsi Turkey Nasa Office'de çalışıyor olsa gerek...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

merhaba
ben blogunuza arda girip bakiyorum. sessiz takipci. s son yaziniza yorum yapmada edemedim.bi tek benim sanirirdim gecinemeyen. onun bunun hesabini yapan. ay herkes oyle alisverisler gezmeler tatiller bloglarda facebooklarda kiuzuluyodum bi benim diye. yanlis anasilmasin sevinmedim durumunuza ama nasil zengin millet diye dusunup duruyodum. aynen bende calisyorum ama ay sonunda elde avucta zor kaliyo.ccuk dogurmaya korkuyorum valla nasil geciniriz diyerek. ustelik ben yurtdisindaim. hani su devlet guvencesinin cok iyi oldugu sanilan ulkelerin birinde.
sayisal almayi unutma belki cikar...
sevgiler.
mrs. mistry

gn hanım dedi ki...

Sanırım son günlerin kişisel en büyük konusu en büyük iç yıpratan hadisesi. 5 yaş kadar fark var aramızda sed ama üç aşğı beş yukarı bakınca hala 1 baltaya sap olmadığımı, birşeyler yapmak istediğimi ama bunu anca 30 larından sonra gerçekleştirmeye çabalayabilecek gücüm olucam. Sanırım biz kayıp nesil olduk. Hani Şu avrupada yaşayan çoğu türk gençleri gibi. Ne o tarafa ne de bu tarafa ayak uydurabildik. Ne pembe panjurlu bir evimiz ne de bize öğretilen sindrella masallarındaki o sıcak kalpli prens bizi evde beklemez oldu.
Ama şu da bir gerçek ki ne kadar çamura battığını görmeye çalışmak hissetmek bu anlamda daha da ters tepebilir.

ve sonucun hiçte sandığın gibi olmamasından hiç utanma, hiç utanma işgal (!) ettiğin sıralar için.

hayatlarımız malesef tepeden onca yaşamı yöneten bir kukla oynatıcısının elinde. bir yerden sonra iş bireysel olmaktan çıkıp sistemsel olmaya dönüşüyor. Sistemin istediğine yürü dediği üstediğine sen dur dediği ve hatta istediğine sende yerinde say dediği durumlara dönüşüyor. Tıpkı şu günler gibi.