18 Mayıs 2010 Salı

Bir Siyah Rugan Papuç Hikayesi /unos zapatos negros..

Bir gün Wimbledon'da metro istasyonunun yanındaki alışveriş merkezinde dolaşıyorum. O sene Madonna özel tasarımları var H&M'de & aradığım catsuit'i bulmuşum, ayaklarım yerden kesilmiş.Faith 'te indrim var, anneme, kendime papuçları doldurmuşum, Oasis'te gözüm dönmüş başımı kaldırdım karşımda Debenhams duruyor. Bu arada kesinlikle Türkiye'de mağazası olan markalara bakmıyorum ama Debenhams o gün indirime girmiş çekiyor beni... Debenhams, Marks&Spencer zaten UK'de YKM gibi her yerde var. Bütçeye uygun, çeşitte bol.. Debenhams'a girdim. Önce uzun bir şok yaşadım burdakilerle kıyaslanamaz bile, sonra ayakkabılara koştum, 10 pound'dan aşağı doğru inior fiyatlar! Elimde bildiğimiz Migros sepeti gibi bir alışveriş sepeti içi komple ayakkabı dolu. Kendime inanamıyorum o sırada hala "Nasıl oldu ya"lardayım. Birden siren sesi geldi. "Eyvah" dedim "indirim şu an bitti & alamicam bunları". Meğer yangın çıkmış, anons gelince anladım. Fakat şöyle bir tip düşünün soğuktan donmamak için atkı, bere, eldiven hepsini almış, 30 poşet var elinde, koca bir sepet ayakkabı zaten Türk renk falan direk koyuyo kendini ortaya & tek kıpırdamayan o! Anonsu can kulağıyla dinliyorum bütün bunlar sepeti kaptırmamak için bu sırada herkes acil çıkıştan terk ediyor ortamı ben sabit!

Diyorum ki "Yalandır yaaaa, gavurun memleketinde böyle yangın falan çıkmaz ben kasaya gideyim". Ama ne mümkün kasaya giderken beni yakalayan acil çıkışı gösteriyor. "Ya ben Türk'üm bana birşey olmaz" yok kardeşim illa alıcaklar papuçları benden!

Tabi kıvrak zekamla ayakkabıları mağazanın bir köşesine sakladım:) Orda bulamazlar! Gönül rahatlığıyla acil çıkıştan çıktım & direk alışveriş merkezinin giriş kapısına gidip beklemye başladım. Bu sefer kimseyi kapıda bekletmiyolar. "Yahu dur benim ayakkabılarım var içeride".

Gavur insan halinden anlamıyor. Neyse karşı kaldrımda beklemeye başladım. Yangın sönücek ben içeri dalıcam dışarıda bekledikçe içim kuduruyor, ayakkabılar orda ben burda!

Hayır ayakkabım yok evde sanırsın öyle bir hal. Dakikalar geçiyor, içeri koşarak girmek için eldivenleri falan çıkardım, bere, atkı, poşet çantaya tıkıldı, para kolay bir cebe yerleştirildi, ellerim boş hazırım!

Tabi kendimi öyle bir kaptırmışım ki alışveriş merkezi açılmış millet içeri giriyor hatta bazıları poşetle çıkıyor. Allah benim gözler dönmüş içeri koştum, bitmiş yangın falan yok! O an Debenhams gözümde Louboutinleşti , ayakkabıları sakladığım yere koştum:) hala sakladığımı düşünüyorum! Aldım hemen başka bir siren riskine karşı girdim sıradan ödedim çıktım!

Oh bir rahatlık bir ferahlık.

Ama o telaşla o gün boyu çantamda 18 bin poşetle bir sürü yere daha gideceğim hiç gelmediği için dönerken satın almayı bile düşünemedim o kadar ıvır zıvırı.

Sonra ne oldu o ayakkabıların 2si ayağıma büyük, 1i küçük geliyor! Ayrıca hepsini en fazla 2 kez giydim. Üstelik bir tanesi siyah!!!






Ben siyah ayakkabıyı nerde giyeceğim hangi akla hizmet aldım! Bunları 2ci defa ofiste kurumsal olmak için bugün giydim. İlkinde operaya giderken siyah, daracık, yakası beyaz benekli, dev güllerle süslü elbisemin altına giymiştim "Cumhuriyet Balosu"na gittiğim sanılmıştı:)

Üstüne kumaş pantalon & Mango'dan aldığım spor klasik kemerim & gömlekle artık ben bile bir defalığına kurumsal oldum! Sadece bu papuçları giyebilmek için...

İşte bir anlık heyecanın sonu! :) kişiyi kurumsal bile yapar:):)

Hiç yorum yok: