27 Nisan 2010 Salı

Peynir, SÜt & Bir sürü Sığ Fikir

Geçen haftasonu Merve'yle beraber KAdıköy'e gittik.
Merve bir portföy almış hasır siyah..
Görünce "Wooooooooooooo" diye bir ses çıkarttım, zorla götürtüp kendimi çantacıya aynından aldırmak için..
Fakat çantacıya gidene kadar ne kadar abuk sabukluk varsa mesela binbir çeşit toka, küpe, bilezik adedi 1 TL'den olmak üzere yol boyu satın aldık.
Çantacıda cebimden gelen "tink" sesi yüzünden çanta alamadım.
Çanta alamayınca eski çantaları bir karıştırdım.
Hepsi üst üste durdukları için hep üstteki çantayı alıp takıyorum.
Zaten altta ne var onu da bilmiyorum.
Neyse Merve'nin gözümün kaldığı portföyünden almadım ama kendi "kullanılmamış" çantalarımı bulunca en az yeni almış kadar sevindim.
Tabi ilk fırstta ben de alacağım o portföyden o ayrı;)
Buluşum & muhteşem keşiflerimden faydalanmak amacıyla bugün hatta yıllar sonra ilk defa bugün ofise bu çantayla geldim.

Didem "Sen nası oldu da bununla gelebildin işe" demekten kendini almadı.
Gözlerini dikip bir müddet çantaya baktı sonra ona makyaj çantamın & kablo, not defteri gibi ıvır zıvırların dolu dolduğu alışveriş poşetimi gösterince "Oldu" diyerek uzaklaştı:))
Küçük çanta kullanabilen kıymetli kadınlar kaybedilmemeli & desteklenmeli!
Büyük çanta kullanan kadın ıvır zıvırı, dır dırı hiç bitmeyen kadın bence:)))
Neyse makyaj çantam büyüklüğünde bir çantayla işe gelebildiğim için kendimi kucaklıyorum, çiçekleri adresime kabul ediyorum:)
Bu arada ben plastik renkli rujlara bayılırım.
Bilen bilir olmadık yere, olmadık renk rujla gitme konusunda üstüme yoktur.
Özellikle pembe & saçma tonları baştacımdır.
Geçen hafta kuzenim geldi Side'den. Kuzen diyince ufalda cebime gir bir boyut, baya bir kütle, koca bir hacimden söz ediyorum.
Gençlik benden uzun. Hatta bizden uzun kabul edelim.
17 yaşında ama sanırım 1.75 boyunda.. "Küçükken ona yedirilip bize yedirilmeyen o sağlıklı, o boy uzatan, o serpilmeye sebep olan gıdalar nedir ANNE?!" diye hergün annemin telefonunu tırmalıyorum.
Annem sakin sakin "McDonalds & makarna kızım" diyor.
Yedirin anacım, çocuklarınıza bunları yedirin!
Bak 23 Nisan'da sokakta bebek yüzlü kazıkları görünce anlarsınız demek istediğimi.
Neyse bu kuzen annemle nam-ı diğer teyzesiyle makyaj malzemesi almaya çıkmış. Bana da bir ruj almışlar.
Kuzene herşeyi bana bir ruj aldıkları için siniri aldım elime..
"Artık sen karta kaçtın jest olsun diye sana bir ruj aldık da gerisini de bir zahmet kendin al" mesajıyla buldum bu "She"leri.
Bir kere çok eknomik & parlatıcıları da renk renk insanın nefsini bastırıyor.
Yıllarca Este & Dior kullandım parlatıcı..
Şimdi kullandığım o renkler üretilmiyor.
Bir an nene gibi hissettim kendimi o kadar eski bişiler kullanıyordum ki artık üretilmiyor:))


Bahar geldi ya.. hoş bugün kış biraz, benim ince askılı bluzum, üzerine giydiğim transparan gömleğime yakışmayacak & çıplak ayaklarımdan aldığım soğukla önüne geçemeyeceğim o koca gaz göbeğimi on kat şişirecek kadar kış.
Neyse kaç gündür Lis'in beynini yiyorum "Pedikür" diye.
Bu kışa girerken bir ayakkabının gazabına uğramıştım. Bütün kış ilaç kullandım biraz kendine geldi düzeldi. Ama bahar & yaz kampanyası da şart ki bundan kısa bir zaman önce bakım uğruna 2 haftada 1 manikürdeydim.
Manikürcü, Lis'in & Sosyetiğin önüne geçmişti kankalıkta.
Fakat pahalı sonunda canıma tak etti ayda 1'e indirdim bakımı.
Bu konuda hassasım pintiyim. Bir manikür pedikürün minimum 30TL olduğu bir dönemde yaşıyoruz!!
Üniversite yıllarındaki gibi:) ojemi kendim sürüyorum :):) ay çok gıcık oluyorum ama napalım.
Favori renklerimde bunlar bıktım artık French'ten, kırmızıdan, pembe, turuncu & moru da geçen yaz eskitmiştim.
Şu an peynir ötesi tenimle en çok bunları yakıştırıyorum:)

Bu arada "doğal güzel" falan var ya yalan!
En doğal güzelin bile hiç yoksa ayda 100 lira kuaför masrafı var nası doğal?!!
Doğal kılsız kadın var mı?!

Neyse bu "sığ", "aptal sarışın" muhabbetinden sonra "1984" demek isterim:)
Hepimiz Aşk-ı Memnu izliyoruz ama kitap da okuyoruz di mi evladım:))
"Adı Aylin" bitti geçen gün. Adı Aylin dediğimde herkes " Aaaa çok eski değil mi o? Ben onu lise de okumuştum" falan diyor ama kitap liseli bir gence yönelik değil:)
Araştırmacı gazeteci kimliğimle kitapta adı geçen herkesi tek tek araştırdım.
Bulduğum en medyatik haber de Tayyibe Gülek'in yani Aylin'in ablası Nilüfer Gülek'in öz, Aylin'in manevi kızının, Gülse Birsel'in kocası Murat Birsel'in ilk eşi olduğu:)
Dünyanın en medyatik bilgisini de verdikten sonaaaaaaaaaaaaa:))

Neşe dolu geçen 23-24-25 Nisan sebebiyle sahilde 3 gün Iron Man, Volverine & Süper Can'ın kahramanlık skeçleriyle bitmek tükenmek bilmeyen bir bayramı daha geride bırakırken siz sevgili okuyucular, sabırlı anne&babalar, takdire şayan ebeveynlerin gözlerinden küçüklerin de elma & pamuk şeker bulaşmış yanaklarındna öperim.

PS. Bılog sence peynir beyazı mı süt beyazı mı:?:O

8 yorum:

İLKAY dedi ki...

peynir

İLKAY dedi ki...

şimdi ben sorayım...
o ayaktakiler şahane...
menşei nere?

SED dedi ki...

İlkay,

:))

süt daha bi beyaz:)

asmabahce dedi ki...

bence kız alırken önce çantasına bakılmalı, çantası büyükse her yerde dağınıktır, evi de ofisi de ben de sen de:)) ama neşelidir ya eğlencelidir dimiiii

SED dedi ki...

asmabahce,

yaw ne kadan doğru:)

walla dooru:)

Tanya's dedi ki...

Süt

Bana canta alındı mı sahi..yoksa o tink sesi geldiğinde cantacıya gelememiş miydiniz?

SED dedi ki...

İlkay,

Aldo uk. papiler:)

SED dedi ki...

Tanya Hanım,

yahu kimseye çanta alınamadı:)