17 Ocak 2010 Pazar

Rupa and The April Fishes - Çözdür Buzu


Rupa şu en soldaki.. Elinde gitar, buklet saçlı..
April Fishes'ın hepsi çıkmamış ama sağdakiler de April Fishes..
Biz mi? Resmi çektiğimiz mesafede sahneye 3 kişi yakındayız.
Güney Amerikalı, Latin müziği yapan bu kalabalıkla kudurduk Cuma.
Rupa her şarkı arası vır vır konuştu. Yok iki kıtayı birleştiren o köprü süpermiş, başka hiçbir ülke de görmemiş, yok ne güzel kalabalıkmış sonra "İstanbul'da herkes burada herkes İspanyolca biliyor değil mi" dedi. O kalabalıktan şöyle bir ses "siiiiiiiiiiğğğğğğğğğ" 3 kişiden çıkna ince tiz bir ses! Kadın baktı aaa maaa bizi tespit etti güldü. Kadın haklı olarak sordu soruyu. Çünkü her şarkıyı beraber söyledik bağıra bağıra! Bütün gece zıpladık o da cabası.. Kalabalığı ele geçirdik resmen. Öyle bir bağırıyoruz ki şarkılarda mecburen soru geldi tabi bilen var mı?
Yok anacım! Bunların hepsi İngiliz! Biz Spanglish! Böyle bir film vardı. Bu arada grup kültür yelpazesi resmen. Herkes başka bir ırktan.
Anda mujer, anda hombre, vamos a cantar saçma sapan bağırıp durduk.
Çok seviyorum bunu.
Eskiden Alman Dili'ndeki İsmail YKlardan sonra biz İspanyol Dili'nden -Turcospanol- olduk.
Cuma bir de Nil konseri varmış. Kaçırdık gitti. Oysa uzun zamandır sahnede Nil göresim vardı. Ayrıca Teoman konseri de vardı. Cumartesi İstanbul 2010 Kültür Başkenti kutlamaları var diye mi bilemedim. 9 Perşembenin işi dolmuş bir Cuma'ya.
Hava bence -40 dereceydi! İnsanlar kar dememiş kış dememiş doluşmuştu. Dönerken donma sebebiyle kendimi "Kar Prensesi" ilan edip bunları aldımmmm!

Bu arada Cuma gecesinden sonra Cumartesi sabahı saat tam 10.00'da Yoga'daydım!!

Bu aralar aslında moralim çok bozuk... Sürekli hasta oluyorum. Sürekli bağışıklık sistemi bitik. Biri bitiyor öteki başlıyor. Kendimden hiç haz etmediğim bir döneme girdim. Kimle konuşsam sürekli başıma gelen artık canımın sıkılmaktan öte patlatan bir hale getiren bu aptallıkları anlatıyorum. İçimde de tututamaz oldum. Nefret ediyorum bu halimden..
Bir de en çok geçmişle bağlarımı kesememekten nefret ediyorum. Nasıl bir saçmalıktır o beyin neden anıları stoklar. Ya bırak gitsin adamım!! Bırak ya! Düşünme.. Düşündükçe kendini zehirliyorsun.
İçimde nasıl tutuyorum bunca şeyi. Beni üzen, yoran hepsini saklamışım... Eski resimlerime bakıyorum. Üzülmeden çok önce... Aslında hep üzücü birşeyler oluyor ama bu kadar üzüntülerim birikmeden az önce.. daha güzelmişim sanki. Sanki daha içten gülüyormuşum. Daha ışıldayan daha parlak daha eğlenceli bir halim varmış.
Bu sıralar artık öyle olmadığımı hissediyorum!!!!

2010 isteklerimi sıralamış mıyıdm!!!!

Gözyaşı & anı dondurucu keşfedilsin! Hiç üzülmemeye programlanayım, gözyaşım hiç olmasın & artık içimi kanırtan tecrübelerim & berbat anılarım hafızamda dondurulsun. Ta ki ben "evet hazırım o anılar, o tecrübeler bana artık koymaz çözdür buzu" diyene kadar.

Hiç yorum yok: