13 Ocak 2010 Çarşamba

ACaba?


Küçükken de böyleydim ben elektrik prizlerine parmaklarımı sokardım. Annemle babam başa çıkmayınca hepsine parmak koparan kapaklar yaptırdı. Büyüyünce kapaklara bakıp ne çektiklerini anlayınca fiilen prize parmağı sokmayı bıraktım.

Yine müzik dinlerken oldu konuya priz muamelesi yapmak..
Dinlemiyorum işte Türkçe müzik! Ya yapın adam gibi birşey dinleyelim. Bak ben Ajda dinliyorum, Sezen dinliyorum daha da Türkçe birşey dinlemem gerekiyorsa sadece eskileri dinliyorum.
Sanırım son 5 yıldır Türkçe şarkı çalan radyo dinlemiyordum. Ama artık Power Fm'in Törkingiliş konuşan & program sonlarında sürekli Amerikan hikayeleri anlatan DJlerinden, Lounge Fm'in saatsiz müzik yayınından, Eksen dinlerken adını hatırlamayadığım şarkılarda kafamı direksiyona vurmaktan, Rock Fm'i çok sevdiğim halde araba da rahat dinleyememekten sıkıldım. CDleri uzun yolda dinliyorum zaten. Frekans kendini şaşırınca tak cd, tak ipod! Derken evde Radyo 3'ü buldum. Unutmuşum çocukluğumda kalmış TRT 'ten müzik yayınlarını dinlemek, Pazar sabahları annemlerden önce uyanıp geceliğimle televizyonun karşısında daha kimse uyanmamışken Hikmet Şimşek amcaya bakardım. Müzikten birşey anladığımdan, gelecekte bir Giovanni Battista Pergolesi olacağımdan değil sadece onca adamın aynı anda, çeşitli enstrümanlardan çıkardığı sesten & Hikmet amcanın bunu dünya kibarı sunuşundan orda televizyona kanalize olurdum.

Neyse Radyo 3'te Hikmet Amca gibi "kibar" spikerler yapılan her programın, çaldıkları bütn şakıların iğne iplğine kadar isimler veriyor, saatini, gününü bilirsen jazz, pop, rock, klasik, reggie herşeyi dinliyor & bilgileniyorsun. Arada insan sesi duyuyorsun & Törkingiliş konuşmuyorlar.

Bence bir kimsenin Amerika'da, İngiltere'de eğitim görmüş olması dilini bozuk konuşmasını sağlayacak bir tecrübe olamaz. Biz üniversitedeyken Alman Dili, İsmail YK, CanKan falan doluydu. Aralarında Almanca konuşurlardı DELİ GİBİ!! Çocuklar orda doğmuş tamam, "Türkçe az biliyoğğğ" tamam, çoğunun ailesi lehçeli konuşuyor tamam ama bütün bunlar dilini unutmana, kötü kullanmana & bunu sürdürmeye sebep değil.

Neyse radyo serüveni içinde sabahları BeST fm dinliyorum. Haber yapıyorlar sabah kısacık. İsmini bildiğim ama burda kullanmak istemediğim bir spiker var. Adamın eğitim hayatı alabildiğine yurtdışında geçmiş. Adam şakır şakır TÜRKÇE konuşuyor! Hatta adam hala eğitiyor kendini o yurtdışlarında ama Törkingiliş değil TÜRKÇE konuşuyor. Ne güzel!

Resimli gazeteleri olan memleketimizde okumuyoruz bari duyalım da konuşmayı, kendimizi ifade etmeyi öğrenelim değil mi?

Sabah arabadan inerken hala bu frekansta kalmışsam, akşam kontağa bastığımda duyduğum şarkılar geçirdğim 5 belki de 10 senedir neden tek bir Türkçe şarkı dinleme isteği duymadığımı her seferinde hatırlatıyor. Eskiden Ebru Gündeş Serdar Ortaç'ın yansımasıydı benim için. O şarkılar, o ritim, sözü sanki hepsi Serdar Ortaç sadece görüntü Ebru Gündeş, ki günden güne birbirlerine de benzetmeye başlamıştım. Bende nasıl bir etki yarattılarsa?!
Sonra Bengü'de yansımaya başladı bu adam bana! Kafamı nereye çevirsem Serdar duyuyorum, onun sözü, sesi, müziği, o kadar Serdarcıl bir müzik market yaratmış ki adam kendine. Bengü'nün arkasında onun durduğu o kadar bariz ki, Bengü'den kaçma hissi uyandırıyor.
Şimdilerde Yeşim Salkım'la yansıyor. Bu kadın bedenlerinde neden kimlik buluyor bu adam? Neden bunlar kendilerini, görüntüsü hariç birebir aynısı olmak için böyle teslim ediyorlar. Disco Kralı'nda ki son Serdar polemiğinden sonra ben anladım ki artık "Müzik Endüstrisi" diye tepelere çıkarttıkları bu şey tamamen Serdarcıl birşey!

Ona birşey olursa bu sistem çökecek mi? Yansımalar bitecek mi? Ebru, Bengü & Yeşim Serdar'ın Avatar'ı mı yoksa? O müzik dedikleri şey bizi etkisi altına almak istedikleri A. Hocacılık, F.tt.LHcılık gibi bir inanışın ayinleri, dini ezgileri mi nedir arkadaşım:) Çünkü duymak istemiyorum. Kapatma hakkımı kullanıyorum. Bu ayinlerin yapıldığı, ellerin sürekli havada tutularak şaklatıldığı yerlerde durmuyorum.
İşte dil böyle ölüyor, resimli gazetecilik böyle büyüyor. Elin adamı, yaşlılar "gavur" der, müzik yapınca onun için milyonlarca insan stadlarda birbirinin tepesine çıkarak, bir o kadar da para vererek adamın peşine düşüyor. Onun şarkısını söylediği dili benimsiyor, kabul ediyor, dili bilmiyor ama şarkı sözünü ezberliyor. Hatta Doors şarkılarının Türkçe meali bir kitap var. Sayfa düzeni şöyle önce İngilizce sözler hemen yanda Türkçe sözler. Adamın öyle birşey yapıyor ki sen bilmesen de dinlemek bilmek istiyorsun.
Acaba bu yazıdan sonra Serdarcıl müzik endüstrisi "Kapılar" diye grup yapıp, Serdarcıl ezgilerle Fırtınadaki Biniciler adlı en hit parçayla radyolarda 1. olur mu? Ama binlerce dansöz var bestesi üzerine söz yazılmış...

1 yorum:

tubik dedi ki...

son paragrafı hayal etmek bile istemedim :)

Sanırım yapacak birşey yok. Kısırdöngünün içindeyiz. REsimli gazeteler oldukça Serdarcıklar, Serdar ve Serdarcıklar oldukça resimli gazeteler olacak. Senin benim gibi birkaç şanslı tercih kullanabilecek, geri kalanı verileni 1 bilip devam edecek.

Ve sen akşamları radyoyu her açtığında, tekrar tekrar hatırlayacaksın neden kapattığını...