25 Aralık 2009 Cuma

Candles in Saint Antuan

picture from: http://i1.trekearth.com/photos/65806/flames_of_hopes.jpg

Eski yıl gidiyor bu taraftan, yenisi kapıda, "geldim" der gibi tıklıyor. Bu sene eski yıla katkı, yıla son anı, paraf üstü imza niyetine Sosyetik'le beraber Saint Antuan'a gittik. 24 Aralık gecesi, program saat 20.00'de başlıyor "Noel İlahileri" eşliğinde.. Biz ancak saat 21.30 gibi bitmek üzere olan İsa'nın Doğuşu sırasında girdik içeri. Yine kalabalık. Bu kalabalık Saint Antuan'da 24 Aralık günleri geleneksel. Sıradan mumlarımızı aldık. Sıraları beklemeden dikip dileklerimiz tuttuk. Ben kutsal suya parmak uçlarımı değdirirken Sosyetik bana uymaz çekti:)) Sonra pürel, protex falan yemek için iki kız başımıza, Sosyetik seçim farkıyla La Brise Noel Yemeği yedik. Yemeklerden ziyade uzundur baş başa, kafa kafaya içimizi döküşümüz inanılmaz lezzetliydi. Bir daha da böyle yemek yiyemeyiz asla:)
Bunları ballandırarak anlatıyorum, Christmas meraklısıymışım gibi durmasın. O bizim bahanemizdi sadece.. Bazen kimse olmayınca baş başa kalıp hayatınızın en muhteşem dakikalarını geçirip, tek bir kadeh şarapla sarhoş olmanın tadını hiç birşeyde bulamazsınız. Konuştuk uzun uzun, ne de olsa içimiz şişmiş. Tutunca öyle olur, şişersin. Puf diye sönersin konuşunca da.. Ortak gülecek birşeylerin varsa, ortak dillendirecek hayat uzar, o anın tadı uzar, dik durmaya başlarsın, kamburun geçer.
İki eski arkadaş en çok çocukluğumuza güldük. Walkman'le nasıl güneşlenemediğimizi, pillerin zırt pırt bitip insanı nasıl deli ettiğini, bütün şarkı sözlerini ödev gibi ezberlediğimizi, nelere saçma sapan ağladığımızı, o gün yapıp bugün asla yapmayacaklarımızı, Pazar geceleri Parlament Sinema Club filmlerini... Hoş sohbetimiz tam burda "Yerlere Yatış Sohbeti"ne dönüştü!
Çünkü aklıma Pazar gecesi annemle babama film izlemek için nasıl yalvardığım, banyo yaptıktan sonra izin kopartırsam hevesle televizyonun başına oturup filmin en heyecanlı yerinde uyuya kaldığım geldi. Ertesi sabah "Eeee film nooldu" diye uyandığımda annemin de uyuduğunu öğrenince başlayna Laz Baba hikayesi.. "Baba filmin sonu ne oldu?" soruma "Kadınla adam evlendi" veya "Adam öldü" gibi iki-üç kelimelik cevaplar.. "Baba peki kadını terk etmişti adam nasıl kavuştular?" veya "Ama adamın peşindeki katil kimmiş?" sorularına, "Barıştılar" veya "Öteki adam" gibi cevaplar alışım sonunda "Ya babaaaaa bu kadar mı heyecansızdı film!" üstüne "E izin verdik izelseydin" cevabıyla gelen dil tutulması.
Aynı Laz Baba'dan araba kullanmayı öğrenmek! Araba kullanmayı öğrendikten sonra arabayla kendin çıkıp Laz Baba'ya Boğaz Köprüsü'nden Suadiye'ye gidiş yolunu sorma gafleti!
"Baba köprüden çıktım Suadiye sapağı hangisi?"
"Ne işin var köprüde?"
"Baba sapak?"
"Düz git, stada sırtını dön, ışıkları gör..."
"Baba standa sırtımı dönünce Kadıköy ne tarafta kalıyo"
"Sağında kalıyo gerizekalı"
"Ya baba kaçıncı ışıklardan sonra Suadiye"
"Bir yolu beceremedin aptal"
"Of baba.."
"Ne salaksın sen koca stadı görmedin"
....
Burdan sonrasında 30 yaşına gelmek üzere koca koca kadınlar, arabanın paspaslarında tepinerek güldük. O zaman sızlanıp, titriyorduk! "Babaya yol sorulmaz", "Babayla araba kullanılmaz"ı daha bilmediğimiz çocukluk günleri:))))
....

Uzun bir geceydi. Yılın tam sonuna yakışır.. Eskileri gülerek bıraktık geride.. Yaşlanan babalarımızın yaptıklarına gülecek kadar olgunlaşarak, köprüden eve dönüş yolunu gözleri kapalı gidecek kadar iyi bilerek:) Hala anılarımız olduğuna, anılarımızı hatırladığımıza sevinerek... Uzun bir geceydi sabahına "Acaba dileklerimiz sıraya alındı mı?" diye heyecanla uyanarak..
Luv u Sosyetik;
Luv u Aptal, Salak, Gerzekalı:))
ps. aptal diye insanları sevebiliyorum:)

2 yorum:

Tanya's dedi ki...

Ah o babalarla trafik sohbetleri...ben 40imdayım hala ne salaksını duyuyorum..bitmeyecek o.

Dilekleriniz umarım tutar sosyetikle...

Kucak.

SED dedi ki...

:)))
babaların sevgisini gösterme şekli:)
dileklerimiz kabul olucak:)))))hoooooraaaaaaaayyyy!
öpücük;)