22 Ekim 2009 Perşembe

KRAVAT


Hırvat askerler takarmış kravat. Aslında atkı takarlarmış eşlerinin, annelerinin onlara hatıra olarak verdiği atkılar... Baktıkça yuvalarını, dişi kuşlarını anımsarlar, kendilerini ev sıcaklığında bir yerde hissederlermiş. Aslında kravat kadına ait birşeymiş. Çünkü erkeğin aklına gelmez öyle şık olsun askere de giderken üniformamın üzerine şu kravatı takayım havam olsun demez. Kesin anası, karısı bağlar boynuna bişi.. Adam gibi görünsün diye. Oysa bende hep o aynı hissi uyandırır kravat bir zorunluluk!
Kravat takan adam boşanmaya giden adam gibi gelir gözüme, haciz memuru gibi & çok da sıkıcı gelir. Avrupai gelmez hiç... Rahat görünmüyor adam kravatla gözüme. Gıdısını, boynunu gömlekle, kravatla sıkmış, yakanın üzerine bırakmış biriken eti! İğrenç! Hatta tiksindirici! Ferah görünümlü olmalı insan. Temiz görünmeli, şık & göz alıcı. Tektip değil!
Kılık aynı olunca birbirinden iyice ayırt edilmez oluyorlar. Hepsi takım elbise, kravat, kadirizm ayakkabı. Oysa haftasonu çık bakalım dışarı ancak kahvede görürsün böyle saçma sapan renklerden ceketi, pantolonu, içinde yelek, üstüne kravat.. Abuk sabuk ne renk varsa hepsi üst üste.. Öyle her kravatı, takımı çekmişine de "adam" denmez ki. Dedirtiyor işte bu kravat. Takanı " aa ne beyfendi" deyip karşına oturtturuyor. Oysa ben bir sürü kravatlı yalancı, dolandırıcı adam biliyorum. O kötü kimliği hepsi de böyle kapatıyor! Bir nevi kara çarşaf gibi... Mesela yolda çarşaflı birini görünce, "biri" diyorum çünkü içinden ne çıkacak allah bilir! Tüfekli bir adam, bıçaklı katil, canlı bomba hepsi çok da güzel saklanır çarşaf içinde..
Namusun, şeref & inancın simgesi olduya bu örtüler, kravatla takım elbise de öyle birşey.. Beyefendiğiliğin simgesi. Ben o beyefendileri bir de çantaları ellerinde gördüm mü "Eyvah nafaka vermemek için ne patiler çekecek acaba mahkemede!" veya "Haciz memuru gidiyor, borca karşılık donunu bile alacak adamların.." diyebiliyorum en fazla.
Seviyorum şimdilerde değişen erkek giyim tarzını.. Hala haftasonları şehir hayatına terlikle takılanlara kılım ama değişmeyi istemeleri bile hoş.. Sürüden ayrılmak istiyorlar onlarda. Farkındalar içinde oldukları kalıpların. Oysa kalabalık & aynılık içinden sıyrılıp benliklerini diğerlerinden farklılıklarını ortaya koymaya can atıyorlar. Mor kazak giymiş adama önce burun kıvırsam da takdir ediyorum medeni cesaretini.. Bazen kendimde bile bulamadığım bir cesaret o. Mesela domuz gribi yüzünden yolda maske takıp gezesim var. Korkuyorum ama hala cengaver gibi ağız burun açık takılıyorum. Oysa 3-5 kişi görsem gerçekten maske takacağım. Sağlık için bile gösteremediğim medeni cesareti adam kendini kalabalıktan sıyırmak için gösteriyor.
Kimisi seviyor belki onları da sürüye katıp yakmayayım diyorum. Ama artistik adamlar bunlar. Mesela benim dedem sanırım 3000 yaşında hala kravatsız tuvalete gitmez. Fötr şapkasız hayata takıldığını görmedim. Muhtemelen kafadaki o keli de şapkadan yaptı! Ama köstekli saati vardı! Yemez içmez en kıymetlisini alır takar hala! Yüzükleri vardır mesela.. Anneannemin parmağında görse alır takar o kadar meraklıdır yüzük takmaya. Hemde yüzük deyip geçme gözüne girecek cinsten. Ayrıcalıklı yani.. Onun kravatı gözümü rahatsız etmez üstelik öyle de sıkıcı bir kravat zevki varken. Babam da kravat tayfasıydı. Fakat moda ikonu gibi! Özene bezene seçerdi tek tek.. Kravat, ceket, pantolon, çorap, kemer, çanta, palto, atkı.. Hiç de sevmezdi hala da sevmez ama der ki "Yapacaksan iyisini yap ki fark edilsin". Arada sırıtmaktan bahsediyor. Arada kaybolmaktan değil.
Öyle ruhsuz geliyor işte bana, kayıplara karıştı dedirtiyor. Tepeye kadar ilikli gömlek değil, rengi tenine, yakası dikişi omzuna oturmuş tercihleri seviyorum. Keza ceketi de pantolonu da öyle olsun.. Takmasın kravatı canımı yesin.
Hele o kadirizm ayakkabılar! Yarabbi nerden buluyorsunuz onları.. Hay o sivri burunlar, küt burunlar, o saçma sapan birşeye benzemeyen ama hepinizin ayağınıza geçirdiği o burunlar gibi burunları olsun o tasarımcıların! Kadirist misiniz? Bu mudur hayata bakışınız, dünya görüşünüz.. Hiç modern bir tesiri yok çok üzgünüm! O kadar kötüler ki! Adam fi tarihinde giymez o ayakabıyı öyle diyim! Dost başa düşman ayağa bakarmış! Düşmansınız tabi ki ilk bakışta.. Ayağına giyeceksin gondola çevirdğin, topukları yenmiş, kalıpsızlıktan büzüm büzüm büzülmüş ayakkabıyı, ben de geçip "Ayyy hayranım" mı diyeceğim! Nası ya! Nası delik çorap giymiyorsan, hömücüğe dönmüş ayakkabı da giymeyeceksin evet! Onun içinden nası bir ayak çıkacak diye düşünürüm ben on gün! Allahım ya kokuşuk, her yerini kıl basmış, tırnakları eğri büğrü, topukları zımpara gibi bir ayak çıkarsa içinden! Çünkü başka nasıl bir ayak o ayakkabıyı o hale getirebilir ki!
Kız ayağı çıksın demiyorum, pedikürden bile söz etmedim sadece sıradan olma, fark yarat diyorum. Böylece kalabalık & tonlarca aynı şey içinde seçilme imkanın olsun. Tıpkı balıkçı teknesine yığılmış onlarca hamsi gibi.. Bir hamsiyi ötekinden ne ayırabilir ki devrik, süzük bakması mı? Hayır ötekilerden daha çok balık yiyip irileşmiş olan yapısı! Şişko ol da demiyorum sadece sıradan olma..
Kravatta hiç takma çünkü kim olduğunu anlamıyorum.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

hühüüh küt burun ay heytt, sivri burna deyinmiorum bile:))))sonuna kadar destekçinim yavRum yazdıın bu metinde:)

SED dedi ki...

kafiye yapmışsın:)
teşekkürler evladım:)))