29 Ekim 2009 Perşembe

Kadın - Adam = Zaman

- Ben senle ilk tanıştığımda, 30larına merdiven dayamış genç bir kadındım,dedi kadın, karşısında oturan adamın gözlerini yakalamaya çalışırken. Adam başı öne eğik sus kesilmiş duruyordu kıpırdamadan. Kadın onu baştan aşağı süzdü. Geçen bunca zaman esmer saçlarına dökülen her bir beyazda ışıldıyordu. Nispet mi vardı? Zaman bunca zaman ayrı koyduğu iki insandan beyaz saç tellerinde yanıp sönen minik ışıltılarda gülüyor muydu hallerine..
Kadının biten sözleri, adamın yere dikilmiş gözleri. Arada hala akıp giden zaman. Adamın dudaklarına, mimiklerine, göz pınarlarına dolan çizgiler, silüetine yerleşen hafif kilosu fakat aynı tavırları ve o kokusu.. Her nefeste azıcık rüzgarla hareketlenen yasemin kokusu gibi kadının burnundan, içi anılarla yanan kalbine dokunup, alevlerini gözyaşlarıyla söndürmeye çalışır gibi her nefesin o kokuyla gözyaşına dönüşmesi.. Sanki hiç birşey değişmemiş gibi zamanın beyaz saç tellerinde ışıldayan zaferine, kadının gözyaşlarında hayat bulan başka bir pırıltıyla bitmeyen aşkın meydan okuması.
- Şimdi 50 oldum be Memet. Sen o kadını da onun hayallerini de alıp gittin. Şimdi kimi sormaya nere geldin? Yokum ben evde artık Memet! Yok! Sen o kadını hayallerinin ortasında kendi başına bırakıp gittin! Oysa o hayallerini bile sana teslim edecek kadar sevdi seni, güvendi sana.., diye kısılarak kayboldu kadının sesi gözyaşlarının kestiği nefesinde. Adam düğümlemiş gibi üst üste attığı bacaklarını, kavuşmuş elleri içinde birbirine geçmiş parmaklarını, bir tanesini koltuğun kolluğuna dayadığı dirseğini kıpırdatamadı bile. Gitmek istedi gidemedi, kalmak istedi ama kalmak için de çok geçti zaten. İki kelime etmek istese, sözleri artık sadece kendisine bile birşey ifade etmiyordu. Ağzını açmak istedi, çok istedi. Hiç olmadı. Orada o koltuğun üzerinde sanki damarlarından kanı çekilip, başından aşağı beton dökülmüş gibi katılıp kaldı. Gücü mü tükendi, anlayamadı mı hala, utandı mı yoksa? Ne adam bildi kendini, ne kadın bildi adamı. Zaman karşılıklı duran iki berjer arasında aktı acımasızca, aşk direndi zamana, adama. Ve iki insan koca bir aşkla kaybolup gitti hayatta. Hayat kendi kalabalığı içinde ne onların kayboluşunu ne zamanın geçişini görmedi bile.. Büyük makamlara itiraz edilemezcesine hayat dimdik durdu, bu dosyanın kapağındaki ilk itiraz dilekçesine şöyle bir göz gezidrerek sadece “ Sıradaki” demekle yetindi.

4 yorum:

tubik dedi ki...

Kadın - adam = zaman

diyebilirken gayet net, zamana da somut bir formül uydurabilsek keşke... Belki direnmeye bir yol olur, yok edici sıfır çarpanına bir tokadı biz çarpabilsek keşke formülü bilip..

SED dedi ki...

Zaman ne yazık ki bağımsız çalışıyor..
Ben tokadı hayattan yediğimizi düşünüyorum çünkü o hem bağımsız hem de umursuz..
Sana bana ne olduğu onu ilgilendirmiyor o işine bakıyor..

Adsız dedi ki...

beni mi arıosun ben burdaım işimin başınnda ulaş banaaa

Adsız dedi ki...

aslında bu yorumu buraya etmicektim ki ii insan aranıora edicektim yannış oldu neyse idare et