17 Eylül 2009 Perşembe

pretty night covers the ugly truth!

Şimdi ona taktığım ismi söylemek istemiyorum çünkü dün gece ki görüntülerinden & bu sabah gazetelerde yazılanlardan sonra ona taktığım isimle işin ciddiyetini kaçırmak istemiyorum.

Aylarca aradılar onu sonunda "teslim oldu". İki gencecik hayat bitti. Kötü şeyler hep gece oldu.

Cinayet gece işlendi, zanlı gece teslim oldu.. Hep geceleri olur sex pazarlıkları, uyuşturucu hep gece çıkar sahneye, kavga kıyamet hep gece kopar.. Karanlığa hep birşey gizlenir & o asla sevimli değildir.

Oysa gökyüzüne gece olmazsa öyle dikkatli bakılamaz. Yıldızlar asla gündüz parlamaz. Güneşe değil aya, yıldızlara bakılıp dilek tutulur.

Dün gece lunaparktan, başları döne döne çıkan küçük kızlar gördüm.. Bana göre çocuklardı. Başları dönüyordu besbelli, yolun ortasında bir oraya bir buraya savrularak yürürken birbirlerinin kollarında destek arıyorlardı. O yaşlarda, o saatte belki de o halde "şanslı" olmak gerekir gerçek bir destekle yürüyor olmak için. Çünkü evet hayat bu kadar acımasız & henüz çocuksun o saatte. O kadar da ayakların yere basmıyor evden alınan harçlıkla, daha gelişimin bile tamamlanmamış oluyor, anne&baba tanıdığın tek "yetişkin". Çok yol almak gerekiyor ki hayat çok yol alsan bile derin kıvrımlara girip insanı şaşırtabiliyor . İşte dün gece, bu sabah, gazete&televizyonda aynen böyleydi ismi lazım değil.

Geceye hakaret gibi tüm olanlar, oysa gece de en az gündüz kadar güzel & yaşanılası... Suçsuz, refah bir düzen olsa hayat keşke.. Zannetmekle keşkeyle hayat olmaz derdi babam içimi kanırtarak.. Nefret ederdim bu hala da ederim bu gerçekten.

Hiç yorum yok: