24 Eylül 2009 Perşembe

Kankalarla Yeniden Okul Kırkmak


PAHA BİÇİLMEZ!:)


Okul kırılası bir kurumdur! Okula giden herkes önce "okul kırmayı" öğrenir. Tebeşir tozundan başlayarak en safından, en sinsisine 1. sınıftan başlayarak öğrenilen ilk bilgidir. İşte bu sabah yeniden buluşan 2009-2010 eğitim & öğretim yılı kankaları okulun 5 sokak altında caddeye doğru yürüyorlardı. Eğer günlük ders saatleri kısaltılmadıysa kankalar paha biçilmez bir araya gelişi okulu kırarak kutluyorlardı.


Sanırım bu sene okula başlayan kankaların en hüzünlüleri sene sonunda üniversite yada lise yada işte o sınavlardan birilerine girecek olanlar:) Daha okul başlamadan başlayan özel dersler, hazırlık kursları & üzerine kara bir bulut gibi oturan ebeveynler! "Çalış çocuuuuuum"un her cümlenin başına sonuna şuursuzca oturuşu, "Senin dersin yok mu"nun diğer bütün soruların yerini alışı tam bir kabus! Gerçekten okulun ilk gününün kırılası bir durum.


Bu beyinlere yıl boyu sadece kat sayı, taban puan, orta öğretim başarı puanı, not ortalaması, okul ortalaması gibi bilgilier sokulur. Bunlar kitapta okutulmaz ama kitaplarda yazanlardan çok hatta sadece bu bilgiler kafacıklarda yer eder. Ne yazık ki sonunda girilecek sınavda "Orta öğretim başarı puanı ortalaması, TM soru kat sayısı ile çarpılıp, FM taban puanına bölününce hangi üniversitenin ne bölümüne girilir" gibi sorular da sorulmaz. Hatta artık ne soruyorlar kim-bilesi bir durum! Ne de olsa zırt pırt değişen bir müfredat söz konusu.


Ben okula giderken ki çok da eski sayılmaz, benden bir üst sınıftaki arkadaşlarımın kitaplarını alıp sene boyunca o kitapları okuyup gayet güzel ders çalışıp iki kelime öğrenebiliyordum. Bilmiyorum her sene müfredat değişmesinin 2. el kitap piyasasını vurmak gibi bir düşünceyle ilgisi var mı? Varsa Akmar pasajında artık ne satılıyor bunu da ayrıca merak ettim. Her yıl tonlarca para ödeyip İngilizce kitaplar alınırdı. O edebiyat kitaplarını kaç yaşımdan itibaren okumaya başladığımı bile hatırlamıyorum. Sanki düşestim ben, royalitydik biz, gözümü o kitaplarla açtım. Fakat o Harry Potter'ın büyü kitabı gibi evlere köylere çantalara sığmayan kitaplar sene sonunda Akmar'da ikinci el fiyatından alınır satılır, yeni eğitim&öğretim yılına öyle başlanırdı. Evden kitap parası diye aldığım paraları biriktirsem kesin lise 3. sınıfta arabayı çekmiştim altıma. Bizim ki gibi bir ülkede böyle bir sistem olmak zorunda. Her yıl onca kitap dolayısıyla onca ağaç & para bu değişim içinde yok oluyor. Öğrencilerin kitapları ödünç alabileceği, bir nevi kütüphane sistemi ile çalışan bir eğitim sistemi olsa...


Çocuklara çocukluktan itibaren uğraş tepiş kazandırılamayan o "Sorumluluk" duygusu da belki sistemler değişerek kazandırılabilir.. Kütüphaneden belli bir süreye tabi tutularak aldığınız kitaba zarar verdiğiniz takdirde ödeyeceğiniz bir ceza bedeli vardır. Ceza almamak için kitabı aldığınız gibi muhafaza etmeye gayret edersiniz. İşte bu sorumluluktur. Ama nerdeeeee biz diyoruz ki "Kankalar çalış tepiş kurslara, özel derslere dök parayı dök çocuuuum kitaplara parayı dök senelerce küflenip dursun tek bir yaprakları bile yıpranmadan kütüphanende!" Tabi varsa!


Of of çok dertliyim bu sabah. Kankalara da hak vermiyor değilim ben olsam ben de çalışmaz okulun da en yakın 5 sokak aşağısından geçerdim...


Ps. Bu blog acaba okul, okuma, oku, eğitim falan filan karşıtı mı.. Yo yo sanmam!

Hiç yorum yok: