15 Haziran 2009 Pazartesi

İKBAL

Evet "İKBAL vol.#2" tamamlanmış bulunmakta... 2 olduysa 3'te olur:))

Yol çağırdı ya bizi, gittik, gidenin gideceği varsa inanın göreceği de çoktur!

Yağmurlu das auotoban yolunu devirdikten sonra yıllardır yol çalışmalarının sona ermediği Bİlecik! Bilecik yol çalışmasında görev alan herkes bence devlet memuru olmuştur bunca yıldan sonra!

Co-pilotum LAdy Lis & 1 saatlik "kafa koparmalı uykusu".. Yollar tongurdadıkça, dimdik ayarlı koltuğunda, kafası kopacak gibi boşalıp, aşağı düştükçe uyudu:)

Afyonkarahisar'ı görüp yola dalış ardından daha sakin bir yol & uykusu açılmış co-pilotumla böğrüşerek şarkı söyleyip ses kısılması devresi!

İkbal tesislerini görünce "DUR"! Biz bu yollarda büyüdük yemin ederim. Her yaz Ulusoy'la bu tesiste mola verdik. Sucuk, sucuk üzerine uzun muhabbet, cep telefonu, etrafı rahatsız edecek kadar kendinden geçerek gülmek, Dilber Hala'yala karşılaşmamız, elin kadınının fotosunu çekmemiz, outletlere dalış, aaa benzin daha yarı depo olmamış ama tedbirini al tasfiratına karışma diyerek benzinleme, yemek- içmek 2 saat sonra yola çıkış.

Hönkürerek şarkı söyleyerek geçtiğimiz bütün kentleri rahatsız etme ayıbımız:) Antalya için geldiğimiz yol ayrımında Burdur'u seçmek, LAdy Lis'in bir türlü fotoğrafımızı çekemeyişi, sonra da fotoğraf çekme sevdasından vazgeçişi..


Co-pilotumun "Yorulduysan ben kullanayım" diyerek yaklaşık 2 saatlik, sağnak yağışlı, bol virajlı Antalya yolunda, ben kulaklarım patlayıncaya kadar Metallica dinlerken (ama iyi geldi özlemişim:)) & yağmura karşı oflana poflana, içime kaçan tırcı ruh ile sohbet ederken uyuması! Yanımızdan geçen kamyon & tır şoförlerinin her hal & koşulda "darara dara" bize korna çalması, LAdy Lis gözlerini açtığında "Aaaaa gelmişiz laaaan"ın söylediği ilk cümle olması.

Antalya'ya girene kadar müthiş sakin & uyumlu olan şu bünyemin "07 Yörü" trafiğinde dellenip, sağa sola laf sallaması, 34 plakam yerli sırtım terli Antalya trafiğine ders verişim & Antalya'da dev outlet center da klima eşliğinde sağlığımıza kavuşmamız.

Side yoluna düştüğümüzde yine yağmur yağması hatta nasıl oluyorsa yağmur yağdıkça yerlerden buhar çıkması, "tek şeritli yolda cinayetler" adlı kitap fikrimin gelmesi, Side'ye girdiğimizde "Hadi laaaaan" & "Hooooorrrrraaaayyyyyyy" eşliğinde kendimizi akşam akşam denize atışımız.

Nerde olduğunu bilememe halimizin hiç geçmeyişi, "Akşama rakı içek mi ?" fikriyle bütünleştiğimiz, "Yolluk bişey alaydık"ın hiç aklımızdan & mideden çıkmayışı, elalemin ne çok çocuk doğurduğu & o çocukların senkron şekilde ağlama potansiyellerine hayrete dalışımız hatta uzun müddet çıkamayışımız...

"Benim orda da bir hayatımın var"ın 24 yıl sonra net olarak farkına varışım. OZyy'i görünce belli edemesem de içimde kayıp birşeylerin birbirini bulması & ne yazık ki "olgunluk başka birşey olmmm" diyebilmiş olmam.

Almanca arabeski keşfedişimiz, Mojitoyu hiç böyle bilmiyor halimiz & kolonya bile içtiğimiz, hava limanında şaşı gözlerimi birbirinden ayırmaya çalışırken taksiciye "İlk defa mı karşıya geçeceksiniz" demiş olmam:)))

Sanki uzundur buralarda değildim..

1 yorum:

Tanya's dedi ki...

Ah düşünemiyorum sizi yollarda..kamyon şöförlerinin alıcı bakışları arasında..ama ne keyif oldu..alkolik hareketler sizi..