27 Mart 2009 Cuma

TRT 1 Tabirleri Dışında..

Şu hayatta bir Ralph Gibson, bir Bono, bir Lagerfeld olmak vardı! Bu adamlar gelir işini yapar, herkes hayran kalır, ağzı açık ayran budalası gibi çakılır. Dikkatlidirler, zaten yeteneklidirler, adamların duruşu yeter, yıkar geçerler. Ben en çok başarıyla gelen kendinden eminliğin hastasıyım.

Adam o kadar iyi ki (çok kadın bir tabir oldu :) lafa söze gerek yok. Ne kadar iyi olduğunun da farkında. Kişi kendini bilmeli " sen seni bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni" ! İşinde bu kadar başarılı, milyarlarca gözün hayranlıkla baktığı, adam ne yaptığının farkında & bu ona inanılmaz bir güven veriyor. Bazı insanlara mütevazılık yakışmaz. Bunlar o yaradılışta insanlar, mütevazılığın yabancı olduğu.

Çalış seninde olur! Çalışınca gerçekten bazı şeylerin kazanıldığı doğru. Çok spiritüel bir açıklama olacak ama bu insanların -olmazsa olmaz insanların- aslında çalışmaya bağlı olarak değil içsel bir şekilde ilerlemelerine inanıyorum. Yaptıklarının farkında bile değiller sadece içlerinden geleni, içlerinden geldiği şekilde yapıyorlar. Kurallar, ritüeller değil onların işi. Yetenek, beceri, yeti herkeste olmayan birşey. Işık belki de.. O ışık o kadar parlıyor ki görünmeden yok olmaları mümkün değil. Evreni o ışıkla aydınlatıyor belki de yön veriyorlar.

Adamın kafasında sürekli modeller uçuşuyor. Kalemle işi yok adam bildiğimiz göz farıyla tasarım yapıyor. Dergi sayfasını açtığımızda, gözlerimiz ışıldayarak "Vay be" dediğimiz fotoğrafları o açıdan görebilecek göze sahip adam. Öyle bir söylüyor ki şarkıyı o dili hiç bilmeyen, ne dediğni anlamayan insanlar bile dinlemekten zevk alıyor, gün gelip en derin duygularını ifade edebilmek için ondan bahsediyor. Demek sıradışı birşeyler var. Çalıştı da oldu diyebilecek bir durum değil. Klasikleşmiş TRT 1 lafları da ederek, o işe gönül vermiş falan demek istemiyorum. Adamların kazandığı başarının yanında, gönül vermek komik kalıyor.

Hayatta onlardan biri olmak vardı. Kimse tarafından unutulmayacak, herkesin tanıdığını & tanındığı hayatlarda bir şekilde iz bırakmış. Ne yapıyorsa & o yaptığına her ne diyorsa sadece onu yapan & yaparken de harikalar yaratan ama yaptıkları kendine az gelenlerden.. Bizim "Adamın işi" dediğimiz şey belki de onun varoluş biçimi. İş diyerek sınırlandırdığımız, belki de adamın hayatı, ta kendisi.. Hayatı bir kere o verilmişliklerle yaşamak vardı.




Bu bılogda serserilik önplandadır!

6 yorum:

tubik dedi ki...

Bu bahsettiğinin özellikle son paragrafta özetlediğinin en çarpıcı örneklerinden biri Kurt Cobain herhalde. Farkında olmadan, zaten öyle olduğu için. Sanırım o kadar farkında değildi ki bu kadar özensiz olabildi.

heran dedi ki...

Senın enerjin benı kendime getiriyor. Yazıların süper yaa.
Papinin gözlüklü hali dehşet karizma:D

Tanya's dedi ki...

Şu hayatta bir bono olmak vardı gercekten..afrikayı savunmak..afrikaya yardım etmek..bıkmadan usanmadan..papanın karşısına cıkmak..hayt diye..Busha demek "borçlarını unutun"..vardı..vardı da ne oldu?

SEDEN dedi ki...

Tubik,

Kurt yok be benim şu hayatta olunaılar içinde:))

Benimkiler daha özenli bir grup, daha yaşayan bir ekip benimkiler:)

SEDEN dedi ki...

Heran,

Ne ala kendine getiric bir etkim olması:))

Papi öyle gözlükle takılıyor:)

SEDEN dedi ki...

Tanya,

Bono olmak varıdı gerçekten!

"Öyle olmak vardı" dedirtecek birileri olmak varıdı özellile:))