16 Mart 2009 Pazartesi

Göze batan yürek yakan bişiler..


Reklam fanatiği bu bünye dün MaCin vitrininde görüp aynı anda vitrine & görevli kızların tanıtım için giydikleri tek omuz tshirtlere saldırarak çektiği Hello Kitty!

Bayılıyorum Heloo Kitty'e gerçekten yaşımdan başımdan da utanmıyorum. Sokakta da böyle kıyafetler giyerek gezinmek istiyorum.

Hello Kitty serisi yapmışlar! Neyse ki geçen yıl H&M'den almıştım yoksa şimdi yerlerde tepiniyodum. HelloKitty bebek dünya paraydı. Annem "Bu yaşta hala Hello Kitty! Kızım yürü ev Hello Kitty almıyo" diyerek çeiştirdi beni:(

#########

Aktivitiys of bu haftasonu!
Hızlı giriş yavaş çıkış yaptım bu haftasonu önce Blacck . Girerken de çıkarken de aynı şeyi düşündüm; "Bu kadar para döküp gece klubu yapıyorlar fakat iki merdiveni düzeltemiyorlar!". Basamakları yokuş ağaşı bakan & trabzanları bildiğimiz demir borudan 3 basamaklı berbate merdiven! Ama otopark 30lira. Çok değişik düşünceler içerisindeyim.

DVDlerden alamadım yine gözlerimi

Two Lovers izlenmese de olur bir film, 2 kadın & 1 adam arası berbat aşk hikayesi anlatılıyor.
Slumdog Millionaire gerçekten çok muhteşem bir film ama beni benden alan bütün Hint filmlerinin bitişinde eksik olmayan o toplu danstır! "Oleeey oleeeyyy" diyerek izledim yemin olsun:)
The Tale of Despereaux, Ratatuy kadar olmasa da iyi bir Fare animasyonu. Üstelik ayrı karakterlerden yola çıkılıp konunun tek bir noktada bağlanması hiç dğeilse çocuklar biraz düşündürmeye itecek kadar iyi. Ne de olsa son yıllarda herşey eğitimi baltalamak için en azından çizgi filmle falan açalım çocukların kafaları.

!!!!!!!!!!!!
Aslında bu haftasonu dikkatimi çok çok çeken birşey öğrendim. YÖK asistanları, araştırma görevlilerini üniversitelerden atıyormuş. Şimdi bu çok kaba bir tabir oldu farkındayım. İşten çıkartılmanın argosudur "atılmak", "kıçına tekmeyi basmak" vb. & merak ediyorum "Neden?!". Ben üniversiteyken çok cavıltılı bir ortam vardı, ders baskınları, olaylı yürüyüşler, fikir çatışmaları, polis aramaları.. Belki ailesi, kendi üniversite yıllarında çok acılar çektiği için bütün bunlardan uzak tutularak büyütülmüş olmanın getirdiği bir çekimserlikle üniversite biraz daha sıkıcılaşmıştı gözümde. Avluda oturup o yılları sırtlanmış duvarları koklamak, camlarında izi kalmış anıları izlemek çok da uzun uzun kısmet olmadı. Üniversite çevresinde geçti ama içinde uzun uzun da geçemedi zaman. Her zaman o tarihi havasını sevdim fakat kantin basıldığında da, derslerden zorla çıkarılmak istendiğimizde de çekindim. Şimdi bütün bunların YÖK'le ne ilgisi var. Bana göre çok çok ilgisi var. Akademisyen olmadıysak, ben mezun olduğumda Türk öğreticiler olmadığı için bölüm kapandıysa, verilen ödenek doğru kullanılmadığı için popomuz donarak derslere girdiysek, hakkını doğru düzgün aramak öğretilmediyse, üniversite içinde hep bir çıkar ilişkisi, hep bir bezginlik, hep bir bugün git yarın gel olduysa sanırım kabahtlisi ben yada yetiştirilme tarzım değildi.
Neden hep bir bozgunculuk var konu eğitim olduğunda? Zaten ülkenin 4 bir yanı kırılmıyor mu eğitimsizlikten.. Dün alışveriş merkezinde UNICEF gönüllüsü üniversite öğrencileri okutulamayan çocuklar için başlattıkları bir kampanya olduğunu anlatmak için önümü kesmedi mi? Artık eğitim baltalarını bırakınız lütfen! Ben Sibel Can'nın ilkokul yaptırmasından utanıyorum. İsmi cismi belli olmayan kolejlerden, yarın varolup olmayacağı belli olmayan özel üniversitelerden utanıyorum. Çünkü bunlar özel değil devletin olmalı. Devletin parası olmayan & eğitime çok çok fazla ihtiyacı olan çocuklara, gençlere dolu dolu sunduğu imkanlar olarak ayakta durmalı. İşlenmesi gereken, doğru yolun gösterilmesi gereken hergün bir suça karışan yada bir suça alet olan & ziyan olan gençlerin ilkokuldan başlayarak, üniversiteye kadar iyi eğitimciler tarafından işlenmesi & doldurulması gerek. Bu konuyu işsizliğe asla bağlamayacağım. Bence üniversite okumakla işsizlik arasında çok ayrımcı bir fark var. Üniversite okumak farklı bir kültürdür farkılı bir yaşamdır. Orada sınıf arkadaşlarınız yoktur, öğretmen yoktur, orda tanıştığınız kişiler bundan sonraki hayatınızda sizin tecrübeleriniz olacak kimselerdir. Profesöründen araştırma görevlisine herkes yürüyen birer kitap gibidir. Hayatını eğitime vermiş kimselerin fikirlerini, bilgilerini almak onlarla 2 saatlik bir ders yapabilmek bile insanın ömrü boyunca okuyacağı bir çok kitaptan daha kıymetlidir. Üniversite caydırıcı değil yapıcı olmalıdır. Fikirlerin tartışılabileceği, ilim bilim yapılacak yerler olmalıdır. Yoksa beyin göçü olur, yoksa suç olur, suçlu olunur, ülkenin geleceği kaybolur. Demem o ki verilen şartları göze alıp hala ilim bilim peşinde koşan araştırma görevlilerini öpüp başınıza koyacağınız yerde yerinden edip üniversitenin köklerini kazımak kendi geleceğine savaş açmak gibi..
^^^^^^^^^^
Sing in olmadan çalışan bılog!





8 yorum:

Tanya's dedi ki...

Sed,

Seni Yök başkanı yapıcam.

tubik dedi ki...

SED,

Senin dediğin noktaya gelene kadar ilk önce başlarda duranların gözlerini doyurmaları, sonra bir parça kendilerini geliştirip ilim irfanın önemini anlamaları, sonra memlekete hayırlı olmayı istemeleri, sonra hayırlı olmak için neler yapabileceklerini öğrenmeleri gerekir. Bu dediklerin başlı başına 100 yıllık bir eğitimin dönüşümü ile mümkün olur.. Olsun... Ben umut ederek devam edicem diyosan, biz de hep diyoruz.. inşallah bir gün, en azından cumartesi günü Okan Bayülgen'in programında slogan atan o hocalarımızın emekleri çocuklarımız için çözüm olur..

SEDEN dedi ki...

Tanya,

YÖK başkanı olursam beni tefe koyarlar:)

SEDEN dedi ki...

Tub,

En azından olanı bok etmeselerdi. Koca koca adamları slogan atıp protesto edecek hallere düşürmeselerdi.Zaten üniversite denen yapı 100 yıllık bir birikim taşımadıkça oraya üniversite değil ticarethane denebilir ancak. Olanın üzerine tüy de dikmesinler.

Sebnem'den dedi ki...

Hangi ülkede bu kadar çok özel üniversite vardır acaba?Bilmiyorum ama burada çok olduğu aşikar...
Kalitesiz eğitim,sap gibi yetişen gençler...

SEDEN dedi ki...

ŞEbom,

Kalite yok ama para çuvalla:)

Gençlik polat alemdar kültürü..

zeya dedi ki...

siz bir de o üniversitelerden çıkan gençleri görseniz, benim gibi hergün şaşırır kalırsınız.
ama içlerinde istisnalar var, en kötü eğitimde bile almasını bilen var. Benim umudum onlarda !!

SEDEN dedi ki...

Zeya,

Herşey umudumuzu da kaybedelim diye işiliyor sanki.. Almasını bilenlerin de umutlarına engel olunmasa keşke.