16 Ocak 2009 Cuma

İyi bişey olmaksa...

Neden?

Bu ülkede bi işte iyi olmak için birilerinin poposuyla muhatap olmak lazım. Bir işte tutunmak için üstüne para da vermek lazım..

Misal tekstil tasarım.. Bir dolu gencecik arkadaşım var. Eğitimliler, bu işe gönüllüler ve herşeyden öte yetenekliler. Fakat sektör bir kaç kişinin tekelinde.. Stajdı, tecrübeydi derken illa oralara girip çıkmak, kumaş tozu, iplik yutmak, iğne makas tutmak lazım. Sabırla çalışıyorlar para almadan, yol paralarını dahi ceplerinden ödeyerek, bayram demeden, tatil demeden gidip gelip bir tabure üzerinde bütün gün duvaklara taş işliyorlar. Tamam her işe başlarken bir oryantasyon, stajerlik dönemi şart fakat tekstil mode sektörü bu popo öpmelerin, ameleliklerin, hakaret ve kötü muamelenin ve özellikle çelme takmaların baş sektörü..

Gazetecilik, oyunculuk.. Ben bir sürü yetenekli insan tanıyorum. Biz burada 1950 de takıldık kaldık bir "alaylılık", "okulluluk" almış gidiyor.. Ve sürekli yerme, aşağılama.. "Büyük Usta" denilmesine saygım vardı eskiden ama bıktım büyük ustaların yıpranmış yüzlerinden. Benim için inandırıcılıklarını kaybettiler. İlla sandalyemi kaptırmayayımcılık hepsinde.. Pardon nedir bu? Kaçıncı yüzyıldayız, hangi teknolojileri kullanıyoruz, kimse neden etrafına bakmak istemiyor. Birileri bir gemilerin koltuğuna oturmuş, oturmakla kalmamış kendini oraya mıhlamış resmen..

Bu ülkede istihdam sorunu var diyorlar.. Evet sorunun temelinde direksiyonu eline almış ve kullanmayı da kimseye öğretmek istemeyen bir çökertme grupları var. Onların ayrılmaz, bölünmez arkadaşlıkları, konsey gibiler. Aralarına kimseleri almıyorlar. Sanırsınız Scientology tarikatı!

Bizde becerikli insan dışlanır, akıllı insana aptal muamelesi yapılır, kimse kimseyi alkışlamaz, yetenekli kişilerin kafasına da odun indirirler..Usuller köylü usulü. Köylü de demek istemiyorum ama bir ilkellik söz konusu..

Elinden tutmak, böyle bir havalı laf vardır bu camiyalarda! Camiyalar gerçekten artık futbol taraftarlığından başka farkı yok birbirini tutmacılıklarının. Ben adam ettim! Kimse kimseyi adam edemez. O adam olan kimse o yırttı demek ki kendini, elinden zorla aldı işleri, gün geldi güzelce dekucağına oturttu belki, rast gitti bi işleri çözdü kısaca uygulanan o baskı rejimine aşırı tepki gösterdi de adam oldu bence. Baskı rejimi diyorum, özellikle seçerek söylüyorum. Millet kaçıyor! Eline bilet parasını alan soluğu New York'da alıyor, kendini Avrupa'ya atıyor. Neden? Yalakalıktan bıktıklarından, artık gerçekten iş yapar gibi iş yapmak istediklerinden, becerilerini, yetenekleri gerçekten kullanmak istediklerinden. Onları kaçırtanlar utanmıyor. Beyazıt'tan, Köylü Pazarı'ndan alıp kumaşları elbise dikmelerden bıkmadıklarından, köşelerinde oturup iki tık yazdıkları yazıları asistanlarına düzelttirip bütün gün orda burda boy göstermekten yorulmadıklarından, ortaçağ espririleriyle televzyonlardan inmiyorlar artık nası bir kazançsa o aynı insanlar her dalda.. Gözümü onlarla açtım onlarla kapatacağım neredeyse.

Sormak istiyorum gerçekten son zamanlarda kaliteli bir yemek yediniz mi, kaliteli bir ceket aldınız mı, kaliteli birşey izlediniz mi televizyonda? Hangisi yerli malıydı? "E) Hiçbiri"! Kaliteyi unutturdular, uyuytulduk, aciz bırakıldık, başımızın çaresine kendi kendimize bakmak zorunda, başımız öne eğik yaşıyoruz ki bu insanlar her yerde tepemize çıkabildi.

Biz iyiyi, kaliteliyi unutturulduk.

Daha yazacak çok şey vardı gerçekten bu kadar köpürmeme sebep gün be gün çevremden aldığım haberler.. Severek eğitimini aldığı işlerinden uzaklaşanlar, eğitimini aldıkları işleri yapamayanlar, belli soyadların, ailelerin mensuplarının bir şekilde haksız öne çıkışları ve çabaların sonuçsuz kalması. Ne yapıyoruz biliyor musunuz gidiyoruz? Gençliğimizi, enerjimizi, aklımızı, başımızı alıp kaknemlere bırakıyoruz buraları.. Dünyada da bizi ikinci sınıf olmaya mahkum ettikleri için kınayarak..ve bunu kabul ederek savaşmaya çıkıyoruz. Ne yazık ki burada değil. Keşke bizi kaçırmasaydınız..

Bu yazının içinde hepimiz varız LaDy Lis'te var, Brigit'te var, Böcek'de var, Sarışın'da var, yan komşunun mühendis oğlu da var, terzinin yamağı da var, bakkalın çırağı da var.. Oysa hepsi hayal ürünü olabilirdi..

Hiç yorum yok: