24 Aralık 2008 Çarşamba

2 blog BiR araDA taM dA bu bLOGdaaaa!



Saçını, stilini, ikonunu, müziğini sevdiğim Micky Green'le açılış yapmak istediğim...




Ouuuuuuuh ouh ouuuuuuuh ouh


Ouuuuuuuh ouh ouuuuuuuh ouh





I don't think you realise


Don't think that you recognize

Just how much you mean to me


And that you make me so happy


I wish that you were happy too


Because it means so much to me


And oh ! I know that we've got better days


And oh ! I'm sure that we will conquer the world


I regret what I don't have said


I screwed up things inside your head


But all I want is for you to know is that


When you grow old you won't remember it at all


And oh ! I know that we've got better days


And oh ! I'm sure that we will conquer the world


And oh ! I know I love you more than anything


And oh ! I'm sure that I will make you happy


And we'll be together...


I know, it shows in your eyes


Your green eyes, your brown eyes


It doesn't really matter


And oh ! I know I love you more than anything


And oh ! I'm sure that I will make you happy


And we'll be together, I know it shows in your eyes


Your green eyes, your brown eyes


It doesn't really matter anymore


Oh ! Oh ! Oh ! Oh ! ...


It don't matter no more


It don't matter no more


It don't matter no more


It don't matter no more...




Bu sabah kar vardı! Gözüme girdi, üşüttü, esti, güneş çıktı kar topladı, bulut geçti yağmura döndü..

Geçen yıl Londra'ya uçmak için hava limanındayım, kar bi yağıyo bi duruyo. Boarding cardımı aldım, gatelerden geçtim, uçağı beklemek üzere içeri girdim, camdan rüzgarla ordan oraya savrulan kar tanelerini izledim, durmadan "kar bastırmasın" dedim, çok bi başıma hissettim, bi başımalıktan kurtulmak için ipodun sesini sonuna kadar açtım.
Doktor Erol'u düşündüm, beni düşünüp düşünmediğini düşündüm. Sustum düşünmedim sonra uçağa bindim.

Pistten çıktık ve beyaz kar tanecileri arasında kaybolduk. Benim geride tanecik olarak bıraktığım karlar büyümüş kar kütleleri olmuş. O gün İstanbul'u kar kaplamış ve ben dönünceye kadar hergün kar yağmış kimse evden çıkamamış ama kar biraz durunca, kendini kar topusuna vermiş, karda yürüyüp üşümüş...

Ben karlı göreceğim İstanbul'u diye yollara düştüm fakat 10 günde ne kar kalmış ne izi. Öyle ki kar eriyince ortalık berbat olur, paça, çorap, palto çamur içinde kalır ya.. Hatta bütün karlar eriyip suları kuruyuncaya kadar eziyet olur ya... O eziyet bile bitmişti.

Doktor Erol karda yürümüş ve bana çektiği fotoğrafları gösterdi. Küçük dilimi yuttum! İstanbul değil Alaska! Bembeyaz... o kadar uzun zaman oldu ki karda işe gidemeyeli, buz tutmuş yerlerde kaymamak ve kaseyi kırmamak için kolları iki yana açıp, geyşa adımlarıyla yürümeyeli. Gözlerim açılmış "Vay beah" demiştim.

Biz çocukken LAdy LiS kar canavarıydı. Karşılıklı evlerde otururduk. O sokağa çıktığı an bende fırlardım. Saçları sırılsıklam olup alnına yapışıncaya kadar, yanakları burnu elleri soğuktan pancar gibi olana kadar koşar ve kar topu atardı. Tenis kortundaki top atan makinalar gibi!

Ben daha sakin bi çocuktum. Bi kere koşup kayıp bacak kırmaktan, kaş göz yarmaktan korkardım onun için kardan adamcılara yanaşırdım. Ama kar topu savaşı yapmışlığım, milletin tam kafasına kar topu atmışlığım sonra da koşup kovalanmışlığım da vardır.

Kar yağıpta ortalık dümdüz olduğunda karlarda yuvarlanırdık. Elimizi düşünmeden daldırıp her yere sokar, dev gibi kar topu yapardık. Bi keresinde elimi güllere sokmuştum. Eldivenden dikenleri batmış, delik deşik olmuştu, soğuktan kanamamıştı bile ama diken izi hala durur.

Yine karlı günlerden birinde Brigit, LadY LiS ve ben cadde de "Bi buçuk" tavuk kanadı yemiştik. içip içip sarhoş olmuştuk. Kar bize ihanet edip iki adet yağmıştı. Durmadan gülmüştük ve çok üşümüştük. Kar topu eğlencesi kursağımızda kalmıştı ama yine de patlamıştık :)

Doktor Erol döndüğünde kardan nefret edecek...

Kar güzel, günleri saymak kötü....

Hiç yorum yok: